"Enter"a basıp içeriğe geçin

B/AŞKA SÖZÜM YOK

Öne Çıkan

B/AŞKA SÖZÜM YOK

Çok konuştuğum söylenir, doğru da olabilir. Aslında çoğu zaman bir kamuflajdır bu benim için. Yani çok konuşuyorsam genelde bir şey söylemiyorumdur.

Zaman içerisinde dost diyerek yüreğimi paylaştıklarımın bana dönen namlularını gördüğüm gün, insanlara bir şeyler anlatmayı bıraktım. İşte o günden beri bağlamamla yahut kalemimle dertleşiyorum. Fiyakalı adıyla bir çeşit terapi bu benim için. Yazmak dinginleştiriyor, rahatlatıyor beni. Tabiri câizse yazarak y/aşıyorum.

Bu kitap kendime yolculuğumdan ibaret derken anlatmak istediğim şey tam olarak bu. Uzun zamandır sosyal mecralarda yazdıklarımı paylaşıyorum.

ŞEHİT ÖMER UYAN

Derinlerden gelen bir iniltiyle uykudan fırlamıştım… Arkadaşım bana sesleniyordu:

-Hoca!.. Uyansana biraz rahatsızlandım da…

Titreyerek kalktım. Buz gibi hava beni kaskatı yapmış, Gaziantep cezaevinin demir ve betondan ibaret bu oniki numaralı hücresi âdeta ölüm evine dönmüştü. Ben uyku sersemi kendime gelmeye çalışırken, yanımızdaki hücreden gelen sabah ezanı içimi biraz ısıtmış ve yataktan atlayarak bir hamlede arkadaşımın yanına varmıştım. Durumu çok ağırdı. İnliyordu… Onu hemen kucağıma alıp demir kapıyı tekmelemeye başladım, bir taraftan avazım çıktığı kadar bağırıyordum:

-Gardiyaaaaaaan!

Sabah namazını eda etmek için zaten uyanmış olan arkadaşlar da konuyu hemen kavradılar ve onlar da kapılara vurmaya, bağırıp, çağırmaya başladılar. Cezaevi maltasını korkunç bir gürültü kaplamıştı.

UYGUR TÜRKÜ ABDUREHİM GHENİ’DEN MESAJ VAR

 

ABDUREHİM GHENİ KİMDİR?

Tüm kardeşleri Çin Hükümeti tarafından tutuklanan Doğu Türkistanlı Abdurrehim Gheni, 2018 yılından bu yana Çin’in Doğu Türkistan’daki ağır hak ihlallerine tepki göstermek için Amsterdam Dam Meydanı’nda gösteri yapıyor. Abdurehim Gheni, turistlerin sıklıkla uğradığı Dam Meydanı’nda her hafta sonu yaptığı gösteride, bölgede yaşananları anlatan pankartlarla Uygur Türklerine yönelik insan hakları ihlallerine dikkati çekmeye çalışıyor.

Ayrıca Doğu Türkistan’daki baskı ve asimilasyon politikalarını anlatan Gheni, konuyla ilgili turistlere ve meydandan geçen kişilere bildiri dağıtıyor. Gheni, Avrupa Parlamentosu İnsan Hakları Alt Komitesi ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu için hazırladığı şikayet dilekçesine de imza topluyor. Şu ana kadar yüz binlerce imza toplayan Uygur aktivist, dilekçeleri gerekli mercilere iletiyor.

SOSYAL MEDYAYI DOĞRU OKUMAK

Kabul edilen en kısa tanımlamaya göre sosyal medya; insanlar arasında erişim, dönüşüm, etkileşim ve bağlantı kurmanın en basit, kolay ve dijital yoludur.

Teknolojinin hayatımızın her anına nüfuz ettiği cağımızda sosyal medya doğru ellerde, doğru şekilde kullanıldığında hayat kurtarıcı bir enstrüman olabileceği gibi, kötü niyetli kişi ve grupların elinde can alıcı bir silaha dönüşebilir.

İYİ Kİ YÂRSIN

Katrandan kara geceler kapaklanınca üzerime ve o zalim yalnızlık kanlım gibi tutunca yakamdan çaresiz sığınıyordum içime.

Ben bana tutsak, ben bana hücre.

Acılarla yoğrulmuş yüreğime merhem olmuyordu türküler. Ne bağlamamla yaptığım hasbihal, ne okumaya çalıştığım o eski kitabın sarı sayfaları ve ne de amaçsız yürüyüşler dindirmiyordu gönül sızımı.

Aklıma bile gelmiyordu yazmak. Sanki vefasız bir sevgiliymiş ve yüreğimi kanatan onun vefasızlığıymış gibi çoktan dönmüştüm sırtımı kalemime. Oysa yazmak yaşamakla eşdeğerdi benim için.

DÜŞÜNÜN BEYNİNİZ ACIMAZ

Bütün islam düşmanları bir araya gelse, 7/24 mesai yapsa, vallahi din alıp din satan hurafe misyoneri ham yobazların bu dine verdikleri zararın yüzde birini veremezler.

Arapça konuşarak, Arapça yazarak, Arapça anlatarak daha dindar olduğunu zanneden bu güruh bilsin ki; Arapça sadece bir dildir. Allah’ın indirdiği ve bizim iman ettiğimizse DİN!

Yeryüzünde bütün insanlar bir şeyler öğrenmek için kitap okurlar. Biz müslümanlar ise Kur’an okumak için öğreniriz.

İnandığımız, iman ettiğimiz dinin kutsal kitabını Allah rızası için ana diliyle okuyup anlamaya çalışan kaç kişi var?

Sarıklı, cüppeli biri açıp ellerini tecvidle ana avrat dümdüz gitse aramızda “Amin!” demeyecek kaç Müslüman var?

AH BE MELİH AMCA

4 ya da 5 yıl önceydi sanırım. Yine her zaman olduğu gibi plansız ve kısa süreli bir tatil için çevirdim kontağı. Sanırım bir bayram tatiliydi. Aklıma ilk gelen yer daha önce de birkaç kez gittiğim Esenköy’dü. Sıkıcı bir yolculuktan sonra öğleye doğru ulaştım Esenköy’e ancak asıl sıkıntının burada başlayacağını hiç hesaba katmamıştım. Zira o küçük ilçe daha önce hiç görmediğim kadar kalabalıktı ve ben henüz kalacak yer bile ayarlamamıştım.

Gördüğüm her kiralık ilanındaki telefon numarasını arayarak yavaş yavaş ilerlemeye başladım ancak boş yer bulmak ne mümkün? Öfke, üzüntü ve biraz da umutsuzlukla Esenköy’ün çıkışına doğru ilerlerken yolun solunda bahçede umarsızca etrafa bakınan yaşlı adamı görünce içimden gelen sese kulak verip arabayı yanaştırdım. Kısa bir selam faslından sonra kiralık yer aradığımı söyleyince önce “Boş yere arama bu bayramda kiralık yer falan bulamazsın. Hem sen hangi akla hizmet yer ayarlamadan çıktın geldin” diye cevap verdi. Artık yüzüm nasıl bir hal aldıysa konuşmama bile fırsat vermeden; “Tamam asma yüzünü benim kiracı birazdan çıkıyor, gel burada kal” diye ilave etti.