YOKLUĞUN BUZ GİBİ SOĞUK

Yokluğun buz gibi soğuk. Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes. “Üşüme” diye seslenmeni isterdim. Bir el olmanı isterdim, bir kol. “Özledim” deyip sarılmanı. En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim. Kınalı bir bahar gibi, umut ışığı olmanı isterdim hayatıma. Gelseydin ve yaslasaydım başımı omzuna, ağlasaydım doya doya. Geçerdi üşümesi yüreğimin, geçerdi üşümesi …
Devamını Oku

BİN ŞÜKÜR

Ömrüm boyunca sadakat ektim, ihanet biçtim. Âb-ı hayat ikram ettim, zehir içtim. Ve bu sevdayla ben tükendim, bittim. Dostun bağından çile derdim, gam derdim. Ben ki; karakış olmuş gönlüme “artık bahar gelmez” derdim. Öyle bir zamanda geldin ki sen; sanki yeniden doğdum, yeniden dirildim ben. “Kul daralmayınca Hızır yetişmezmiş” sözünün idrakine seninle erdim. Ve tam …
Devamını Oku

D/ÜŞÜYORUM

İki gündür aralıksız yağan yağmura aldırmadan yürüyorum ağır adımlarla. Dört bir yanı çevreleyen başı karlı yüce dağlara takılıyor gözlerim. Düşman orduları tarafından muhasara altına alınmış bir savaşçı gibiyim. Sanki beyaz ordular yürüyüp geliverecekler gönül yurdumu işgale. Yüreğime dar geliyor bedenim. Neden sonra fark ediyorum adımlarımın sıklaştığını ve hızlandığımı. Sol tarafım uçurum. Eriyen kar suları küçük …
Devamını Oku

SUSUYORUM AVAZIM ÇIKTIĞI KADAR

Biliyorum… Sen “sus” dedikçe ben haykırdım yâr Nasıl susayım, yüreğimde yangın var Dilim sussa yüreğim susmadı, yüreğim sussa bağlamam. Çünkü bir taşkındı bu. Bent tanımayan bir taşkın. Yüreğimin kapılarını yer ile yeksan eden azade bir taşkın. Dolan bir kabın taşması, tutsak bir nehrin ummanla buluşması ve yahut Tahir’in Zühre’ye kavuşması gibi. Düşünsene bin yıllık bir …
Devamını Oku

BİN GÖNLÜM OLSA

Ben ki varlığınla nefes alıyordum Gözlerinde hülyalara dalıyordum Hasret sahilinden kumlar çalıyordum Gayrı muhabbet bağından güller dermem Bin gönlüm olsa birini sana vermem Ayrılığın nişanını takıp gittin, Hançerini can evime çakıp gittin, Gemileri birer birer yakıp gittin Gayrı muhabbet bağından güller dermem Bin gönlüm olsa, birini sana vermem Kalbimde bıraktığın izlerin yalan Kirpiğin, bakışların gözlerin …
Devamını Oku

ÇINAR ANA

Ulu bir Çınardı O. Tam 108 yaşındaydı. Onunla kaderinin sürükleyip getirdiği Çengelköy Huzurevi’nde karşılaşmıştım. Bir asrı geçkin yaşına rağmen ne içindeki çocuksu neşe, ne de gözlerindeki mavi parıltı asla kaybolmamıştı. Giresunlu’ydu ve tam bir Karadeniz aşığıydı. İlk karşılaşmamızda yanındakilere “Ha bu uşak kim?” diye sorduğunda, muziplik olsun diye “Ben Topal Osman’ın torunuyum” deyivermiştim. O günden …
Devamını Oku

SEVDALI ŞEHİT CENGİZ EVRANOS

Sevgili CENGİZ Sen 24 yaşında, atalarının senin için yaptığını sen de sonrakiler için yaparken, ülke savunmasında Mardin Dargeçit kırsalında al kanlara boyandın. Annen ve baban “suçlu ayağa kalk!.” diye Ankara’ya yüzünü çevirmedi!.. Annen Fikriye Evranos seni kara toprağa verirken tevekkül içinde: “Bugün oğlumun düğün günü. Oğlumu Türk bayrağına damat ediyorum. Toprakla evlendiriyorum. Şimdi ağlarsam PKK …
Devamını Oku

KARANLIKTAN AYDINLIĞA

Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı bilir? Elbette görecelidir. Ancak çok gezme gibi bir lüksümüz olmadığı için meylimiz daha çok kitaplaradır. Zira her kitap ufka açılan yeni bir penceredir. Ve okuma alışkanlığı olanlar bilirler bu alışkanlığı edindikten sonra artık gıda açlığı gibi kitaba da acıkırsınız. Sürekli okuma ihtiyacı hissedersiniz. Yemekle aram çok olmasa da …
Devamını Oku

AŞK İLE HÛ

Anadolu’nun hemen tüm köylerinde “köy odası” denilen misafirhaneler vardır. Bu misafirhaneler köyün müşterek kullanım alanıdır. Köyün ortak giderleri ile ihtiyaçları karşılanan bu misafirhane –tabiri caizse- köye gelecek yahut köy güzergâhından geçen “Tanrı Misafiri”nin konaklaması içindir. Dört bir yanı sedirlerle döşeli bu misafirhanelerde gelen misafir en güzel şekilde ağırlanır, karnı doyurulur, ikramlarda bulunulur, ihtiyacı olduğu kadar …
Devamını Oku

HER CANLI ÖLÜMÜ TADACAKTIR

Dedeleriyle ve nineleriyle büyüyen çocuklara hep özenmişimdir. Filmlerde dahi ak sakallı dede torununu kucağına oturtup, saçlarını okşasa gözlerim dolar. Zira; her çocuk kadar şanslı değildim bu konuda, eksik kaldı bir yanım. Babam henüz 12 yaşında bir çocukken vefat etmiş babası. Yani baba tarafından dedemi sadece fotoğraflarda gördüm. O da filmlerde gördüğüm ak sakallı dedelere hiç …
Devamını Oku

BİR NESLE NASIL KIYDILAR

Üç yıl kadar önceydi. Hiç istemediğim halde kıramadığım bir arkadaşımın ısrarıyla ilimize yeni tayin olan hemşehrisi cezaevi müdürünü ziyarete gittik. Kısa bir hoş geldin faslından sonra geri dönmekti aslında niyetimiz. Ancak emekliliği çoktan geçmiş Adıyaman’lı müdür öylesine hoşsohbet ve sempatikti ki; muhabbet uzadıkça uzadı. Eski bir profesyonel güreşçi olan müdür bey kendine özgü tatlı şivesi …
Devamını Oku