BİN BAHAR GÖRSE DE TAŞ YEŞERMEZ

“Bin bahar görse de taş yeşermez.” Böyleyimdir ben. Bazen sözcükler beynimin emrini dinlemeden, olur olmaz mekan ve zamanda dökülüverir fütursuzca. “Bülbülün çektiği dilindendir” derler ya. Tam da böyle bir durum. Ne yapayım. Az uyuyorum, az yiyorum ama az konuşmayı bir türlü beceremiyorum. Yürek taşkını diyorum ben buna. Gem vurulmaz ve önünde hiçbir bent duramaz. Adı …
Devamını Oku

BUNCA YILLIK HASRETİ HANGİ VUSLAT BOZAR?

Ağaçlar ağlamaktan bitap düşmüş bir çift yeşil göz gibi mahzun. Gece yağan yağmurdan arta kalan son damlacıklar süzülüyor yapraklarından gönüllü gönülsüz. Yalancı baharla erkenden tomurcuklanan ve açan çiçekleri, rüzgar savurmuş hoyratça dört bir yana. Çıplak kalmış kimi ağaçlar, kış ortasında yetim kalan evsizler gibi bükülmüş boyunları. Üşüyorum. Yüreğim üşüyor. Düşünceler.. nedenler, niçinler.. sorular geçiyor zihnimden. …
Devamını Oku

BEN HEP SANA SUSTUM AŞK

Sen “sus” dedikçe ben haykırdım yâr Nasıl susayım, yüreğimde yangın var Dilim sussa yüreğim susmadı, yüreğim sussa bağlamam. Çünkü bir taşkındı bu. Bent tanımayan bir taşkın. Yüreğimin kapılarını yer ile yeksan eden azade bir taşkın. Dolan bir kabın taşması, tutsak bir nehrin ummanla buluşması ve yahut Tahir’in Zühre’ye kavuşması gibi. Düşünsene bin yıllık bir visal. …
Devamını Oku

SELAMLARIN EN GÜZELİYLE

Hayat çoğu zaman mükemmeli sunmaz insana. Bazen kurşundan ağır bir efkar balyası gibi çöküverir omuzlarımıza. Böylesi anlarda hislerim ya bağlamamda ezgi olup kanatlanır, ya da bir beyaz kağıt üzerine dosta yazılmış kırık dökük üç beş satır. Bir yürek çığlığıdır bu. İsyankar bir sükût. Gündelik telaşlar içerisinde tüm güzel hasletlerimiz gibi yitip giden sevdalarımızın ardından söylenen …
Devamını Oku

BU VEDA B/AŞKA

Uzunca zamandır almıyorum kalemi elime. Kalem bana küsmüş, ben k/aleme. Yüreğim şerha şerha, dilim lime lime. Ne hece merhem oluyor gönlüme, ne de bir kelime… Kim bilir belki alıştım, belki de kendimden uzak kalmaya çalıştım. Ama itiraf etmeliyim ki eskisi kadar hüzne belenmiyor gecelerim ve buram buram hasret kokmuyor hecelerim. Yüreğimin orta yerine, yıldırım gibi …
Devamını Oku

EY AŞK

Ey Aşk!.. Bazen eski bir kitabın sararmış sayfaları arasında, bazen katran gibi üzerime çöken gecenin zifir karasında, bazen de yüreğimin kapanmayan yarasında… Ama hep bir ana ceylanın vurulmuş yavrusuna su aradığı gibi sızımla… Şiirleri mavzer, heceleri kurşun eyleyen şairler gibi, kalemimle, yazımla… Ezgileri aşkın narıyla harlandıran ozanlar gibi türkülerimle sazımla.. Seni… yalnız seni aradım.. Ey …
Devamını Oku

KAVGAYSA KAVGA SEVDAYSA SEVDA

Tuhaf bir ruh hali içerisindeyim. İçimden hiç bir şey yapmak gelmiyor. Öyle ki; can yoldaşım bağlamamla bile, hasbihâl etmeyeli haftalar oldu neredeyse. Kalemime küskünlüğümde bu yüzden olsa gerek. İçimden gelmiyor yazmak. Ve bunun için zorlamıyorum kendimi. Düşünüyorum da çoktandır kendimle de konuşmuyorum ben. Türkü de söylemiyorum yürürken eskisi gibi. Oysa hiç susmazdım. Mağlup bir kumandan …
Devamını Oku

SÜKÛT-U VAVEYLÂ

Yüreğimde kutsal bir emanet gibi taşıdığım hasretin, cebimde bir avuç düş tohumu ve efkârımı yüklenip omuzlarıma koşar adım atıyorum kendimi dışarı… Sanki sıklaştırırsam adımlarımı, her şey ardımda kalacak, kurtulacağım tüm kederlerimden, dertlerimden ve kanlım gibi yakama yapışan sensizlikten… Koşuyorum adeta sicim gibi yağan yağmura aldırmadan. Ne çare, her adımda daha da büyüyorsun içimde. Kırık bir …
Devamını Oku

GECEDEN KARA BAHTIM VAR

Uykusuzlukla savaştığım karanlık bir gecenin sonunda, yine sol yanımdaki o sızıyla merhaba diyorum yeni bir güne. Her zamankinden daha ıssız bu gün. Şehir her zamankinden daha ayaz. Aralıyorum perdeyi korkarak, yüreğimin karasına inat, gördüğüm her yer bembeyaz. Davetsiz bir misafir gibi, sahipsiz bir hüzün çöküyor yüreğimin orta yerine sebepsiz. Oysa benim bildiğim siyahtır hüznün rengi. …
Devamını Oku

S/ÖZÜMSÜN

Uzunca zamandır almıyorum kalemi elime. Kalem bana küsmüş, ben k/aleme. Yüreğim şerha şerha, dilim lime lime. Ne hece merhem oluyor gönlüme, ne de bir kelime… Kim bilir belki alıştım, belki de kendimden uzak kalmaya çalıştım. Ama itiraf etmeliyim ki eskisi kadar hüzne belenmiyor gecelerim ve buram buram hasret kokmuyor gecelerim. Yüreğimin orta yerine, yıldırım gibi …
Devamını Oku

BİN ŞÜKÜR

Ömrüm boyunca sadakat ektim, ihanet biçtim. Âb-ı hayat ikram ettim, zehir içtim. Ve bu sevdayla ben tükendim, bittim. Dostun bağından çile derdim, gam derdim. Ben ki; karakış olmuş gönlüme “artık bahar gelmez” derdim. Öyle bir zamanda geldin ki sen; sanki yeniden doğdum, yeniden dirildim ben. “Kul daralmayınca Hızır yetişmezmiş” sözünün idrakine seninle erdim. Ve tam …
Devamını Oku

SUSUYORUM AVAZIM ÇIKTIĞI KADAR

Biliyorum… Sen “sus” dedikçe ben haykırdım yâr Nasıl susayım, yüreğimde yangın var Dilim sussa yüreğim susmadı, yüreğim sussa bağlamam. Çünkü bir taşkındı bu. Bent tanımayan bir taşkın. Yüreğimin kapılarını yer ile yeksan eden azade bir taşkın. Dolan bir kabın taşması, tutsak bir nehrin ummanla buluşması ve yahut Tahir’in Zühre’ye kavuşması gibi. Düşünsene bin yıllık bir …
Devamını Oku

SÖZ OLSUN

Tuhaf bir ruh hali içerisindeyim. İçimden hiç bir şey yapmak gelmiyor. Öyle ki; can yoldaşım bağlamamla bile, hasbihâl etmeyeli haftalar oldu neredeyse. Kalemime küskünlüğümde bu yüzden olsa gerek. İçimden gelmiyor yazmak. Ve bunun için zorlamıyorum kendimi. Düşünüyorum da çoktandır kendimle de konuşmuyorum ben. Türkü de söylemiyorum yürürken eskisi gibi. Oysa hiç susmazdım. Mağlup bir kumandan …
Devamını Oku

DERTLER DERİN ALLAH KERİM

Bu dert beni iflah etmez del’eyler Benim dert çekmeye dermanım mı var amman… “Sabır ve zaman; işte benim bahadır askerlerim” demiş Tolstoy. Ne güzel söylemiş. Leo Tolstoy gibi birinin elinde iki yiğit savaşçıya dönüşebilir belki sabır ve zaman. Lakin bizim için sabır demir leblebi, zamansa Asi Nehri gibi hep tersine akmakta. O yüzdendir açıp avuçlarımızı …
Devamını Oku

SAHİPLENENE MEKTUP

Ben böyle değildim gülüm, değildim ben böyle. Bir zamanlar cebimde kelimelerle gezerdim. Ve en olmadık yerlerde çıkarıp onları özenle dizerdim. Kimi zaman bembeyaz kağıtlara, kimi zamanda bulanık ırmaklara. Suya yazılır mı deme, yazılıyor be gülüm. Sonrasında kumdan kale yapan çocukların mutluluğunda hayranlıkla okurdum dizdiklerimi.. Sevgi damlardı, gül damlardı kalemimden…. Dudaklarımdan sevda türküleri dökülürdü; sevda şiirleri …
Devamını Oku