YAZMAYAYDIM BEN BU KARA YAZIYI

“Muhsin Başkan’ı taşıyan helikopter düşmüş…” Arkadaşımın heyecanla ve ağlamaklı bir ses tonuyla verdiği kara haber, pimi çekilmiş bir el bombası gibi düşüveriyor yüreğimin orta yerine. Kanım çekiliyor hücrelerimden. İlk şoku attıktan hemen sonra telefona sarılıyorum. Ulaşmak mümkün olmuyor. İlk ulaşabildiğim Yusuf Hoca’m. Metanetli ve umutlu. Bilgi kirliliğinden şikayetçi. Durumu netleştiremiyoruz. Televizyon kanallarını geziyorum şuursuzca. Hemen …
Devamını Oku

EFSANE HAT 500T MACERALARIM

Özellikle soğuk havalarda benim için karşıya geçmenin en pratik  ve en zahmetsiz yolu  Kavacık köprüsünün altından 500T numaralı halk otobüsüne binmekti. Tamam çok kalabalık olurdu ama eğer yarım saat uykudan fedakârlık edince bir nebze olsun o sorunu da çözmüş olurdum. En büyük keyfim ve lüksüm –şayet şanslı günümdeysem ve boş yer bulmuşsam- yanımdan hiç eksik …
Devamını Oku

ERKENEZ KARDEŞLER

Tam 40 yıl önce bugün Beşiktaş’ta, Şair Nedim Caddesi üzerinde bulunan Levent Apartman’ının 10. katında iki çocuğu ve yeğeni ile yaşayan Yaşar Erkenez’in kapısı sabah saat 7’de yumruklandı. Kapıdakiler “Açın kapıyı arama yapacağız!” diye bağırıyorlardı. Yaşar amca kapıyı şaşkınlık ve korkuyla açtı. Ancak gelenler polis değil, komünist militanlardı. Galiz küfürlerle evi dağıtarak evde bulunan iki …
Devamını Oku

BAHTSIZ BEDEVİ GİBİYİM

Herkesin başına bu tarz şeyler geliyor mu bilmiyorum ama öyle şeyler yaşıyorum ki bazen kendimi dünyanın en bahtsız insanı gibi hissediyorum. Eylül ayında taşındım ve haliyle elektrik aboneliği için müracaatta bulundum. Gayet hızlı bir şekilde başvurum alındı ve aboneliğim başladı. Herhangi bir kesinti ya da aksama yaşamadım. Ancak aradan geçen bunca zaman diliminde bir tane …
Devamını Oku

ŞEHİTLER SERDARI BİNBAŞI ZAFER KILIÇ

Zaman su gibi akıyor hakikaten. Tam 12 yıl önceydi. Saat gece yarısını çoktan geçmişti. Uykuya direnerek elimdeki kitaba odaklanmaya çalışıyordum ki, telefonun sesiyle irkildim. Arayan Yusuf Hocamdı. Telefonu açar açmaz; “Canım gitti…” deyince yüreğimin orta yerine koca bir ateş düştü. Kısa bir süre sessizlik olunca –bana asır gibi gelmişti- aklıma Kerkük’ten ilk gelen isimleri saydım. …
Devamını Oku

RIZKI VEREN ALLAH

Gece saat 02.00, taksi durağına bir abla geldi. ‘’Abi ne olur çocuğum çok ateşli, bizi hastaneye götürsen ateşi düşer belki. Ama cebimde sadece 7 TL var, söz çalışır öderim iki güne kadar’’. Zaten iş de yok, siftah etmedim. Var bundan da bir hayır diye düşünüp, hemen atla abla yetişelim hastaneye dedim. Çocuğun sesi beni bitirdi. …
Devamını Oku

ASİMETRİK SAVAŞ

Artık ev hanımları dahi “Gayri Nizami Harp” ve “Asimetrik Savaş” tabirlerine aşina olmuşlardır herhalde. Peki hiç düşündünüz mü özellikle bu günlerde dillerden düşmeyen bu terimler acaba neyi ifade ediyor? İsterseniz birlikte bir göz atalım.Askeri terminolojiye göre Gayri Nizami Harp; düzenli ve büyük birlikler yerine küçük ve işlevsel birliklerle düşmanı yıpratmak, moralini bozmak, kayıplar verdirmek için …
Devamını Oku

VE METİN TOKDEMİR

Gülmeyin, ciddiyim. Mesela bizim ilçenin siyasal yapısı müsait olmadığı için Cumhuriyet okurları, çoğunlukla beraberinde bir de Tercüman gazetesi alırlar ve Cumhuriyet’i, Tercüman’ın içerisine sararak koyarlardı paltolarının dış cebine. Bu bir nev’i sigorta sayılırdı. Hoş ilçede tek bir gazete bayii vardı ve sahibi Ülkücüydü. Yani çoğu zaman o sigorta bir işe yaramazdı. O zamanlar günlük bir …
Devamını Oku

ÇOK GARİPSİDİM

Geçen Çarşamba akşam saatleriydi. İşten henüz dönmüş, bahçede yorgunluk atıyordum. Nedendir bilmem telefonum çaldığında yüreğim “cız” etti. İstemeye istemeye ve biraz da korkarak açtım telefonu. “Babaannemin durumu iyi değilmiş, hastaneye kaldırmışlar” dediğinde kardeşim, dudağımı ısırmışım gayr-ı ihtiyari. Biliyordum. Hakka yürümüştü babaannem. Kardeşimin dili varmamıştı söylemeye, konduramamıştı ölümü babaanneme… Bakmayın “babaanne” dediğime. Hayatım boyunca ben ona …
Devamını Oku

ŞEHİTLER SERDARI BİNBAŞI ZAFER KILIÇ

Zaman su gibi akıyor hakikaten. Seneler önceydi. Saat gece yarısını çoktan geçmişti. Uykuya direnerek elimdeki kitaba odaklanmaya çalışıyordum ki, telefonun sesiyle irkildim. Arayan Yusuf Hocamdı. Telefonu açar açmaz; “Canım gitti…” deyince yüreğimin orta yerine koca bir ateş düştü. Kısa bir süre sessizlik olunca –bana asır gibi gelmişti- aklıma Kerkük’ten ilk gelen isimleri saydım. Zira o …
Devamını Oku

D&R PİŞMANLIKTIR

Her şey 5 Aralık 2018 tarihinde D&R’ın web sitesinden 5 kitap sipariş etmemle başladı. 5 Aralık Çarşambaydı. Kitaplar Cuma’ya gelir, hafta sonu azığım olur diye düşünmüştüm ama ne kadar yanıldığımı anladım. Zira, adı büyük zihniyeti küçük D&R 5 Aralık’ta verdiğim siparişi, ancak 10 Aralık tarihinde gönderdi fakat yine bir tuhaflık vardı. Zira D&R siparişlerimden sadece …
Devamını Oku

ÇINAR ANA

Ulu bir Çınardı O. Tam 108 yaşındaydı. Onunla kaderinin sürükleyip getirdiği Çengelköy Huzurevi’nde karşılaşmıştım. Bir asrı geçkin yaşına rağmen ne içindeki çocuksu neşe, ne de gözlerindeki mavi parıltı asla kaybolmamıştı. Giresunlu’ydu ve tam bir Karadeniz aşığıydı. İlk karşılaşmamızda yanındakilere “Ha bu uşak kim?” diye sorduğunda, muziplik olsun diye “Ben Topal Osman’ın torunuyum” deyivermiştim. O günden …
Devamını Oku

ŞAMİL’İ BİLMEYEN ATASINI NE BİLİR?

Kafkasya halkının özgürlüğü ve bağımsızlığı için 25 yıl sürdürdüğü liderlik ve savaşlar ile Dağıstan, Kafkasya ve diğer İslam dinini benimseyen ülkelerde tanınan, fikirleri benimsenen bir lider olarak hala anılmaktadır. AİLESİ, GENÇLİĞİ VE EĞİTİMLERİ Şeyh Şamil’in babası Dengau Muhammed’dir ve Kumuk kökenli Türk’tür. İmam Şamil, değişik zamanlarda bazıları dini bazıları siyasi sebeplerden beş defa evlenmiştir. Fatimat, …
Devamını Oku

ÜNİVERSİTELER BİLİM YUVASI MI?

PKK militanlarının ÇETİNKAYA mağazasını hedef almaları elbette bir tesadüf değildi. Zira mağaza dönemin OHAL Bölge Valisi Necati ÇETİNKAYA’nın kardeşine aitti. Olay sonrasında 47 kişi yakalandı ve mahkemeye sevk edildi. Soruşturma neticesinde olayın faili tespit edildi ve cezaevine gönderildi. 11 kişiyi katleden PKK’lı Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birinde, Uçak Mühendisliği 3. Sınıf öğrencisiydi. Ne var ki …
Devamını Oku

RAHMETLE

Sene 1994. Büyük bir heyecanla hızlı adımlarla yürüyorum Çemberlitaş’tan. Elimde TÜRK EDEBİYATI dergisi var. İstikametim Sultanahmet’te bulunan Türk Edebiyatı Vakfı. Kalbim yerinden çıkacak gibi, zira senelerdir yazılarından, kitaplarından tanıdığım Ahmet KABAKLI hocamı ziyarete gidiyorum. Kafamda bir yığın soru; “Acaba görüşebilecek miyim? Acaba nasıl karşılayacak? Nasıl biri?” Bu duygu ve düşünceler sarmalında kendimi vakfın önünde buluyorum. …
Devamını Oku