BİN ŞÜKÜR

Ömrüm boyunca sadakat ektim, ihanet biçtim. Âb-ı hayat ikram ettim, zehir içtim. Ve bu sevdayla ben tükendim, bittim. Dostun bağından çile derdim, gam derdim. Ben ki; karakış olmuş gönlüme “artık bahar gelmez” derdim.

Öyle bir zamanda geldin ki sen; sanki yeniden doğdum, yeniden dirildim ben.

“Kul daralmayınca Hızır yetişmezmiş” sözünün idrakine seninle erdim. Ve tam da bu yüzden direnmedim, tereddütsüz gönlümü sana verdim.

Seninle gördüm umutların tükendiği yerde kapıların yeniden açıldığını.

Seninle gördüm, karanlık gönül haneme o kutlu ışığın hüzme hüzme saçıldığını.

Ve yaşamanın nefes alıp vermekten ibaret olmadığını seninle gördüm.

Belki bunu söylemek için biraz erken. Ama bilirsin, yüreğimden geçenleri dilimde tutamam ben.

İşte dün akşam gün batarken, yani güneş denize düşerken; adını nakış nakış yüreğime dokudum. Saatler boyu seni yazdım, beni okudum.

Ve bil ki ey yâr;
Gayrı göğüs kafesimde
Çırpınan bir kuş var
Kulağımda sesin
Yüreğimde tadın
Dilimde vecd ile
Dolanıyor şimdi adın
Kutlu bir gece
Ve dudağımda iki hece
Biraz kül, biraz duman
Biraz zûl, biraz aman
Biraz gül, biraz reyhan

Sonrası sen
Sonrası ben
Sonrası BİZ…

Elhamdülîllah…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir