BİLİYORUM GELECEK/SİN

Hayatın yükü bazen büküyor belimi. Öyle anlarda bir ayete tutunuyorum. İnanıyorum ve iman ediyorum ki; “Allah hiç kimseye taşıyabileceğinden fazla yüklemez.[1]

Uzun zamandır karanlıkta ruhum. Sanki beni tutup izbe bir dehlize kapatmışlar ve ömrün boyunca güneşi hiç görmeyeceksin demişler. Öylesine bir keder, öylesine bir elem. Dudağıma pelesenk olmuş bir türkü, mırıldanıp duruyorum belirli belirsiz;

Ezim ezim eziliyor yüreğim
Çok yalvardım kabul olmaz dileğim
Ben ağlarım, doktor ağlar, dert ağlar
Haram oldu yâri gördüğüm çağlar…

Başı dumanlı dağlar gibiyim. Fırtına, boran, tipi eksik olmuyor. Ne okumaktan zevk alıyorum ne bağlamamla hasbihal etmekten. Ne Çengelköy paklıyor beni, ne Üsküdar saklıyor. Elbette biliyorum, her kışın bir yazı var. Lâkin yüreğimde dayanılmaz bir sızı var.

“Allah dağına göre kar verir.” diyorum kendime. Diyorum demesine de, benim  öyle dağlık bir durumum yok. Bırakın dağı, benden tepe bile olmaz. Bakıyorum da aynaya; olsa olsa tümsek olur benden. Ama kurban olduğum verdikçe veriyor. Bir yanda kanlım gibi yakamdan tutan gurbet, diğer yanda her nefeste kırık bir kaburga gibi ciğerime batan hasret. Yaşıyorum işte efkâr efkâr. Derde devadan gayrı ne ararsan var.

O bilindik teselli cümleleri daha da yoruyor yüreğimi. Efkârım daha bir çörekleniyor.

Neylersin?

Hayat işte, her zaman yolunda gitmiyor. Belki de seyri böyledir kim bilir? Nasıl ki dört mevsim var, nasıl ki gündüz var, gece var. Hayatımızın da mevsimleri, gündüzü, gecesi var. Ondan hep bu savruluşlar, ondan inişler, çıkışlar.

Önemli olan düşmek değil, düştüğünde kalkabilmek. Ve o düşüşten nasiplenebilmek. Nasipten kastım elbette ders. Öyle ya… “Bir musibet, bin nasihatten evlâdır.” diyen atalarımız yalan söylemiş olamaz değil mi?

Adaleti yok zaten bu dünyanın, merhameti yok. Yani bu dünyada yaşadığımız hiçbir şey yaptığımız iyiliklerin ya da kötülüklerin bir karşılığı değil. Demem o ki; “Ne ekersen, onu biçersin”  tabiri bu dünyayı değil, ahireti işaret ediyor. “Dünya ahiretin tarlasıdır.”  hadis-i şerifindeki incelik burada.

“Kul daralmayınca Hızır yetişmez.” derler ya hani. Sizi bilmem ama ben bu söze tüm kalbimle inanıyorum. Zira bunu çok tecrübe ettim. Hayatım boyunca, hangi konuda olursa olsun o son noktaya geldiğimde, yani “Eyvah bu sefer bitti galiba” dediğimde sanki görünmeyen bir el gelip dokundu hayatıma. Hiç  beklemediğim bir anda, hiç ummadığım bir vesileyle üstelik.

Diyorum ya uzun zamandır karanlıkta ruhum. Ve bir işaret, bir vesile, bir kut, bir umut bir beyaz ışık bekliyorum.

Ne zaman, nasıl ve ne surette bilmiyorum.

Ama biliyorum ki;  gelecek ve gönlüme baharı getirecek.

Zira; inandım iman ettim. Kalp ile ikrar, dil ile tasdik ettim; “O (c.c) hiç kimseye taşıyabileceğinden fazla yüklemez.”

Kuşandım sabrı ve bekliyorum; biliyorum gelecek/sin!

[1] Bakara; 286

Visits: 10

2 thoughts on “BİLİYORUM GELECEK/SİN

  1. Sitenizi uzun yıllardır takip ediyorum. Yurt dışında yaşıyorum kitaptan haberim olmamıştı. Nasıl temin edebilirim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir