12 TANIK 12 SANIK

“Sende en iyi neyse dostuna onu ver” sözünü kendine şiar edinen bir gönüldaşım, doğum günümde beni en çok sevindirecek hediyeyi getirdi bana sağolsun. Alper URUŞ tarafından kaleme alınan 12 SANIK, 12 TANIK adlı kitabı. Kitap aslında bir 12 EYLÜL TAHLİLİ…

Ama doğrusunu söylemek gerekirse bugüne dek okuduklarımdan çok farklı ve bir o kadar da etkileyici.

Kaldı ki ben 12 Eylül ihtilali üzerine yazılmış eserlerin tamamına yakınını, ideolojik hiçbir ayrım yapmadan okuyup arşivledim desem yalan olmaz.

Bazı şeyler vardır ki, tarifi imkansızdır. Yaşamayan bilmez, dillendiremez. Rahatlıkla söyleyebilirim ki; ne ünlü sosyologlar, ne de akademisyenler, 12 Eylül’ü en güzel tahlil ve analiz edenler, o süreçte yaşananları en güzel anlatanlar hiç şüphe yok ki, 12 Eylül ü yaşayanlardır. 
Düşünün bir kere, diş hekiminin koltuğuna oturmak için bile psikolojik destek alan bir yazar, kerpetenle dişleri çekilen birinin acısını ne kadar anlatabilir? Ya da boğaza nazır yalısında viskisini yudumlayan bir gazeteci, bir metrekarelik hücresinde çırılçıplak olduğu halde tazyikli su ile ıslatılan insanın hissettiklerine ne kadar tercüman olabilir?.

Kitap, adından da anlaşılacağı gibi o dönemi yaşayan, o ateş çemberinin içinden geçen 12 kişiyle yapılan söyleşiden oluşuyor.

Altı Ülkücü ve altı Devrimci…

Kimler yok ki..

Ülkücü Hareketin Bayraklaşmış ismi Yusuf Ziya ARPACIK, Doğu’nun Başbuğu Yılma DURAK, o dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkanı Muhsin YAZICIOĞLU, MHP Eğitim Sorumlusu Namık Kemal ZEYBEK, Ülkücü Hareketin yaşayan efsanesi Kadir Mahir DAMATLAR, o dönemin MHP Genel Sekreter Yardımcısı Yaşar OKUYAN..

Sol kesimden, THKO kurucularından Mustafa YALÇINER, eski TKP Kars İl Sekreteri Veysel UÇUM, eski DEV-GENÇ İstanbul İl Başkanı Celalettin CAN, eski TDKP Merkez Komite üyesi Gökalp EREN, DEV-YOL davasının 8 numaralı sanığı Tayfun MATER ve eski TKPML-TİKKO MK üyesi İbrahim ÜNAL…

Kitabın konukları bir dönemin en aksiyoner insanları olsa da, bazı bölümlerini okurken, ılık gözyaşlarımın kitabın sayfalarına damlamasına engel olamadım. Belki de olmak istemedim. Bazı bölümlerde ise acı bir gülümseme yayıldı dudaklarıma gayri ihtiyari. Cezaevinde gördüğü elektrikli işkenceler neticesinde vücudu bağışıklık kazanan Mahir Babanın, yıllar sonra şifa bulmak için gittiği hastanede tedavi maksadıyla kendisine verilen elektriği hissetmeyişi ve bu durumu doktoruna “küçükken parmaklarımı prize sokmuşum” diyerek izah etmeye çalışması gibi..

Ya da gördüğü onca işkenceye bana mısın demeyen, ama çoraplarının kan içinde kalmasına fena halde bozulup “açın menim hücremi, çoraplarımı yıkayacağım. Meni buraya neden getirmişseniz..” diye gardiyanlara meydan okuyan Erzurum’ lu Nihat Hoca’ nın hikayesi gibi.

Uzun lafa gerek yok. Aslında yazarın ithaf cümlesi her şeyi izah ediyor.

“Ülkesi için ötekini tanımadan ölümü göze alıp, kırılan beş bin fidana…”

Ben de altına imzamı atıyorum..

Mutlaka okumalısınız…

12 TANIK, 12 SANIK

Visits: 7

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir