DERDİMİZE ÇARE BİR ÇİÇEK

Allah kalbimi biliyor ya sırf Aras Kargo’ya bulaşmamak için şu kitapları Ötüken’den değil de şu bilindik internet kitapçılarından birinden almayı denedim. Çünkü onlarda kargo firmanızı seçme şansınız var. Ne var ki Sinan Terzi’nin kitabı henüz diğer mağazalarda satışa sunulmamıştı. O yüzden başıma gelecekleri bildiğim halde verdim siparişi.

Yani bile bile lades benimkisi, olacaklardan, yaşayacaklarımdan haberdardım. Çünkü; Aras Kargo ile çok da hoş olmayan bir dolu hatıra biriktirmişim, biliyordum. Neyse niyetimiz halis akıbetimiz de belki hayır olur iyi düşünelim iyi olsun diyerek Cuma günü geçtik siparişi. Ötüken her aşamada bilgilendirme e-postası gönderiyor sağ olsun.

Telefon ekranıma düşen “Siparişiniz alındı, siparişiniz onaylandı, siparişiniz kargolandı” mesajlarını okurken beynimde dolaşan gerilim müziğinin dozu da durmadan artıyor tabi.

Düşünün sipariş Cuma günü verilmiş, bugün günlerden Salı. Nihayet otururken bilinmeyen bir numara belirdi ekranımda, tahmin ettim kargocu olduğunu. Bir yandan konuşur, bir yandan da bloğun önüne iner kitaplarıma hemen kavuşurum düşüncesiyle ayaklandım. Ancak bir iki adım atmıştım ki olduğum yere çivilendim. Zira Aras Kargodan aradığın söyleyen görevli; “Kargonuz şubemizde, gelip alabilirsiniz” gibi etki gücü oldukça yüksek can alıcı bir cümle kurdu. Daha önce bu cümleyi çok duyduğum için refleksle “Ya kardeşim siz nasıl bir firmasınız, göreviniz dağıtım değil mi, getirmem de ne demek sizi şikayet edeceğim” demek istedim ama tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır lafı geldi hatırıma, mümkün olabilecek en sakin ses tonuyla “Yapmayın, etmeyin bu sıcakta beni yürütmeyin mümkünse lütfen gönderin” cümlesi dökülüverdi dudaklarımdan. Ne var ki pek faydası olmadı, görevli “Mümkün değil, tüm görevlilerimiz dağıtıma çıktı” deyip konuyu da telefonu da kapattı.

Hemen Aras Kargo’nun kurumsal iletişim numarasını arayarak şikayetimi ve sitemimi ilettim. Ruhsuz ve mekanik bir ses, bilindik cümleleri tekrarladı. Aras Kargo aracılığıyla gelen her kargo paketi sonrasında aynı şeyi yaşadığımdan olsa gerek telefonu kapattığımda içimde manevi bir huzur oluştu. Ne tuhaf mesele çözülmüyor ama bende garip bir görevi tamamlama hissi oluşuyor.

Neyse zaten öğle arası olduğu için hem bir şeyler yer, hem de kitabımı alırım düşüncesiyle hayli uzak sayılabilecek kargo şubesine yürüdüm. Vardığımda kan ter içinde kalmıştım. Arıza yapacak mecalim kalmadığı için kimliğimi uzatıp kibarca kargomu istedim. Görevli kız beş dakika falan aradı, taradı ama bulamadı. O sırada yan masada oturan ve Ötüken editörlerinden birine benzettiğim iri kıyım karizmatik ve yakışıklı bir arkadaş “Kitap gönderisinden söz ediyorsanız ben onu gönderdim” dedi.

Soran gözlerle baktım sadece zira mecalim yoktu konuşmaya. İri kıyım arkadaş; “Telefonla görüştükten sonra size hak verdim, jest olsun diye dağıtıcıyı çağırıp verdim” dedi.

Hey güzel Allah’ım, ölür müsün öldürür müsün? Ben kitabı ofiste bekliyorum, göndermeyeceklerini söylüyorlar, almaya geliyorum bu seferde gönderdik diyorlar. Allah’tan dağıtıcıya telefon etmeyi akıl ettik de teslimatı ofisteki arkadaşıma yapmasını sağlayabildik.

Çok iyi niyetli ve masum bir girişimdi benimkisi. Sadece şu kitapları bir an önce alıp okumak istedim. Ama sistem-sizlik- ağzımdan, burnumdan getirdi.

Yani Allah sizi inandırsın yazarının haberi olsa, kitabı imzalamaya ziyaretime gelir. Neyse geç olsun, güç olmasın. Açalım Reyhani babayı da başlayalım okumaya;

Karşı dağda ala geyik sesi var
Bakın şu geyiğe bende nesi var
Kavalın bir acı inlemesi var
Çobanı düşürür zara bir çiçek

Visits: 4

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir