KAN FIRTINASI

Bütün bu olmazların olduğu dakikalarda Hocalı meydanının diğer tarafında tek kale bir futbol maçı hazırlığı vardı. Oyuncular oldukça iddialı ve bir o kadar da istekliydiler. İki kesik kadın başını kale direği yapmışlar ve bu arada bir top arayışına girmişlerdi.

Traşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı:

Asiga maz çuni yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek… (Bu hem saçsız hem de küçük, iyi yuvarlanır. Kopartın…)
Aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa, başı da orta yere düşmüştü…

Ermeniler zafer naraları atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vuruyor, vuruyorlardı…

Ve dünya, dönmeye devam ediyordu.Bu acıya yer ve gök nasıl dayandı!.. Canlı cansız varlıklar niye hareketlenmedi acaba!.. Yıldızlar birbirine çarpıp dünyanın başına niye yağmadı!.. Hızarla kollar, ayaklar kesilirken, güneş niye parçalanmadı!.. İnsanlar teneke gibi katlanırken, gökkubbe niye dürülmedi!.. Bebek, boyu kadar bıçakla annesinin memesine şişlenmişken, dağlar niye yürümedi!.. Yavrular kazanlara atılırken, denizler niye kaynamadı!.. Hazangül karlar üstünde bebeği ile uzanmışken, ay niye sönmedi!.. Bir kasırga çıkıpta yer yüzündeki bütün binaları niye temelinden söküp de göklere savurmadı!.. Hani özlem ve hasretle beklenen o kutlu gün niye gelmedi!.. Kıyamet!..

Hayır, canlı, cansız eşya ve bütün mahlukat, yerküre tarihinin bu ağır imtihanında sınıfta kalmıştı.

Ermenilerin elinden kurtulanlar, saatler sonra çevre köylere ulaştığında ise kötü haber duyulmuş oluyordu.

Evet bu dehşetle okuduğunuz satırlar bir kurgu değil. Gerçeğin, Ermeni gerçeğinin ta kendisi. Ülkücü Yazar Yusuf Hocanın o günleri anlattığı KAN FIRTINASI aldı eserinde bu cümlelerle anlattığı ve fotoğraflarla belgelediği o kara günde; Azerbaycan da, Hocalı;da, insanlık tarihinde eşine ender rastlanacak bir barbarlığa imza atmıştı Ermeniler. Harda Türk varsa oralıyam; sözünü şiar edinen bir avuç ÜlkücüNün yüreğine bomba gibi düşmüştü bu ve benzeri haberler.

Ülkücü Teşkilatbirbiri ardına yayınladıkları bildiriler, astıkları pankartlar ve tertipledikleri mitingler ile kamu oyunun dikkatini bu bölgeye çekmeye çalışırken, çok daha somut adımlar da atılıyordu şüphesiz. Bir yandan Ankara; da bir milyon Ülkücünün katılımıyla ERMENİSTAN I TELİN MİTİNGİ; tertip edilirken, diğer yandan gönüllü Ülkücülerden müteşekkil özel bir ekip Azerbaycan topraklarına ulaştırılıyordu. Başbuğ Alparslan Türkeşin düşü aslında sadece Türkiyeden değil, Atayurdumuzun dört bir yanından gelecek TÜRKLÜK SEVDALISI yiğitlerden özel bir güç oluşturmaktı. Bu büyük düşün tohumları da öncü güç olarak giden kendi seçtiği Ülkücüler tarafından atılacaktı. Türk; ün olduğu her yeri vatan bilen Ülkücüler; in elbette Odlar Yurdu Can Azerbaycanda yaşananlar karşısında suskun kalmaları beklenemezdi.

ÜlkücüTürklük Sevdasını anlamlandırmakta güçlük çeken dışımızdakiler tarafından bu konu çoğu zaman gündeme getirildi. Bu konu üzerine kitaplar bile yazıldı. Ancak yazılanların hiç biri somut verilere dayanmıyordu. Öyle ki, ömrünün hiçbir safhasında Azerbaycan’da bulunmamış rahmetli Abdullah Çatlı bile bu ülkede yani Azerbaycan; da darbe girişiminde bulunmakla suçlanıyordu.

Hatta dün gibi hatırlıyorum. O günlerde sosyalist bir dergi SİLAHLI ÜLKÜCÜLER NAHCİVANDAbaşlığıyla ortalığı yaygaraya vermişti. Dergi sayıları yirmi bini aşan Ülkücülerin Azerbaycanda ihtilal yapacaklarını iddia ediyordu.

Bu enformatik bombardıman içerisinde, Ülkücü Yazar Yusuf Ziya ARPACIK, ya da Ülkücü Hareket içerisinde bilinen, tanınan ismiyle Yusuf Hoca mın kaleme aldığı ve baskıdan önce okuma fırsatı bulduğum KAN FIRTINASI adlı eserin bu alandaki boşluğu dolduracağını düşünüyorum.

Zorunlu ikametgahı taş medreseden çıkar çıkmaz, sabrını, çilesini azık eyleyip yollara düşen Yusuf Hoca bu kitabıyla yakın tarihe ışık tutuyor ve pek çok bilinmeyeni yalın Türkçesiyle gözler önüne seriyor.

Doğrusu bir savaşçının, kaleminin böylesi hassas olacağını hiç düşünmemiştim. Ancak Yusuf Hoca kalemiyle adeta Hz. Mevlana’ nın testide ne varsa dışına o sızarmış sözünü doğruluyor. Kitabın kapağını açtığınızda kendinizi adeta bir başka iklimde buluyorsunuz. Zaman içerisinde tılsımlı bir yolculuğa çıkıyorsunuz.

Kitaba dair fazlaca bir şey söyleyecek değilim. Tıpkı önceki iki eseri BAŞEĞMEDİLER ve YOLBAŞI nda olduğu gibi, bu eseri de tanımlayabilecek en güzel cümle şüphesiz İKİ KAPAK ARASI BİR KİTAP DEĞİL BİR YÜREK

Maltadan SAVALAN’ a uzanan soylu kavgayı, bu kavganın YOLBAŞÇISINI ve TURAN SOYLU YİĞİT SAVAŞÇILARINI minnetle selamlıyorum..

Vesselam

Share this:

Visits: 3

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir