YOLBAŞI

Türkmenem hey Türkmenem
Unutulmuş tek menem
Musul, Kerkük ilinde
Unutulmuş Türk menem

Din kardaşım, yoldaşım
Vurur kaldırsam başım,
Sahip çıkmaz soydaşım
Avutulmuş Türk menem

Alem kaçıncı uykuda kimbilir. Benimse çarmıha gerilmiş gözbebeklerime uyku öylesine uzak ki.. Tarifsiz hislerin istilasında tüm bedenim. Anlatılmazlığındayım bir sevdanın. Yaşamaksa bunun adı; eh işte yaşıyorum tesbih gibi özlemini duyduğum kutlu beldelerin hasretini çekerek. Yusuf Hoca’ mın (Yusuf Ziya ARPACIK) kaleme aldığı ve İlteriş Yayınları tarafından basılan “YOLBAŞI – Irak Gerçeği ve Türkmenler’in Direniş Öyküsü” adlı kitabını akşam üzeri okumaya başladım. Ve tıpkı BAŞEĞMEDİLER adlı kitabında olduğu gibi, bitirmeden bırakamadım.

Çocukluğumdan beri Türk’ ün yaşadığı her coğrafyaya ilgi duymuşumdur. Ancak KERKÜK deyince ayrı bir sızlar içim, ayrı bir yanar yüreğim. Zira bu kadim TÜRK YURDU hep katliamlarla duyurmuştur adını. Bu kutlu beldeye seyahatiniz Yusuf Hocam’ ın kitabın henüz başında Kerkük’le yaptığı telefon görüşmesi sonrasında, odanın bir köşesinde duran ve üzerinde Türk Dünyasının her köşesinden toz zerrecikleri taşıyan tam teşekküllü sırt çantasını yüklenmesiyle başlıyor.

Sayfaları çevirdikçe daha bir anlam kazanıyorı bu seyahat.. Kitap öylesi akıcı ve bir o kadar da yalın bir dille yazılmış ki, Suriye’nin El Selame Sınır kapısında bekleyen ve yedi saat boyunca mesafe kat edemeyen sanki Yusuf Hocam değil sizsiniz Ve o sıkıntıyı, çözümsüzlüğü iliklerinize kadar hissediyorsunuz.

Artık Yusuf Hoca’mın yoldaşısınız, yâranısınız.. Musul’da, Kerkük’ te, Tel’afer’de onunla yan yana yürüyorsunuz sanki.. Ve etrafınızda Türkmen Milliyetçi Hareket’ inin akıncıları. Bir bir tanışıyorsunuz zulmün yıkılmayan kaleleri ile…

Hüsamettin TÜRKMEN, İzzettin ALPARSLAN, Ekrem TUZLU, Münir KAFİLİ ve bayrak olmuş diğer yiğitler…

Ve kanlarıyla bayrakta al olan şehitler…

Nejdet KOÇAK ve Ata HAYRULLAH’ ın yolbaşçılığında kervan kervan dizi dizi şehitler….

Zulme boyun eğmeyen ve bedenini tutuşturarak uçmağa varan Türkmen kızı Zehra’nın hayrıkışları çınlıyor kulaklarınızda:

“Ey bahtı kara Türkmenler!.. Ben Kerkük’ ün kızıyım. Bu şehirden asla vazgeçmeyeceğim. Bu iskan ve zulüm politikasını protesto etmek, Türkmenlerin istiklal yolunda bir basamak olmak, Türkmen varlığını yükseltmek uğruna şimdi kendimi yakacağım. Kerkük bize kalacaktır. Katillere ve zalimlere karşı mustazafların intikam yemini olacağım. Yaşasın Türkmeneli..”

Ve boğazınızda bir şeylerin düğümlendiğini hissediyorsunuz. Engel olamıyorsunuz, belki de olmak istemiyorsunuz göz pınarlarınıza hücum eden yaşlara…

Bazen söz bitiverir… Ve saatlerce konuşmanın, yazmanın anlatamadığını suskunluk ifade eder en güzel şekliyle..

Kitaba dair yazacak fazlaca bir şey bulamıyorum. Çünkü her türlü kaygıdan uzak, samimiyetle ve olabildiğince yalın bir dille kaleme alınmış.

Kitap sadece bir hatırat değil.. Aynı zamanda oldukça doyurucu tarih bilgisi ve geleceğe dair isabetli tahlilleri de içeriyor..

Mevlana Celaleddin “Testide ne varsa dışına o sızarmış” diyor.. YOLBAŞI bu sözün canlı bir tecellisi sanki.. Ve iki kapak arası bir kitap değil, TÜRKLÜK SEVDASIYLA yanıp tutuşan bir yürek…

İki şeyden eminim…

Birincisi kitabı elinize aldığınızda, bitirmeden asla bırakamayacaksınız..

İkincisi, sizde mutlaka tam teşekküllü bir sırt çantası hazırlayacaksınız…

Ve kitabın adı neden YOLBAŞI? sorusuna vereceğiniz cevap yüreğinizdeki, zihninizdeki düğümleri çözecek birer birer….

Okuyunuz.. okuyunuz ki hakitatler gizli kalmasın…

Ve unutmayınız ki..

“Erişir fethe, fedaisi olan davalar…”

Visits: 3

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir