ASLINDA HİÇ KİMSE UYUMUYORDU

Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan misali, yıllardır avamı meşgul eden bir diğer soru daha vardır bilirsiniz.. “Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?”.. Hangisinin daha çok bildiği hususunda fikir yüretecek değilim ancak çok iyi bildiğim birşey var. Yıllardır ülkeyi idare eden dirayetsiz iktidarlar yüzünden bırakın çok gezmeyi, işimizden evimize gitmekte bile zorluk çektiğimiz şu günlerde kimsenin “çok gezebileceğini” sanmıyorum.. En azından benim “çok gezecek” kadar ne vaktim, ne de param var…

Eee, olup bitenlere de “fransız” kalmamak için geriye tek bir alternatif kalıyor. Okumak.. okumak.. yine okumak. Türkiye gibi herşeyin aleni yapıldığı bir ülkede olanı biteni anlamak için “enformasyon yağmuru” altında, alıcılarınızı açık tutmak yeterli aslında.. Zaten istihbaratında yüzde sekseni açık enformasyon değil midir? İşte malum sebeplerden dolayı çok gezemediğimizden olsa gerek, yeni çıkan yayınları takip etmek benim için büyük bir zevk.. Ve pek tabi ekonomik imkanlar ölçüsünde öncelik derecelerini belirleyerek, onları satın alarak özümsemek ve sonra da özenle arşivime yerleştirmek..

Bunların içinde ilginç bulduklarımı ve okunmasında fayda bulunduğunu müşahede ettiklerimi, bundan böyle siz ülküdaşlarımla buradan paylaşmak niyetindeyim… İlk olarak Emekli Albay İsmail TANSU tarafından kaleme alınan “ASLINDA HİÇ KİMSE UYUMUYORDU” adını taşıyan; 294 sayfalık oldukça hacimli bir eser… Kitabı ilginç kılan olay hem konusu, hem yazarı ve bunlara paralel olarak da ismi…

İsmail TANSU, 1958 yılında kurulması öngörülen “KIBRIS TÜRK MUKAVEMET TEŞKİLATI” nın kuruluş projesini hazırlamakla görevlendirilmiş ve General Daniş KARABELEN tarafından bu projenin uygulanmasına ve koordinasyonuna TMT GENEL BAŞKAN YARDIMCISI olarak memur edilmiştir.. Ayrıca yazar bu görevinin yanısıra; Irak’ta Askeri İhtilalin yapıldığı 1958 günü, Genelkurmay 2. Başkanı Salih COŞKUN’ un planladığı; Irak Kralı Faysal, Veliaht Prens Abdülillah ve Başbakan Nuri Sait Paşa’nın kurtarılmaları için yapılan hava operasyonuna katılmıştır.. Kitabın isminin hikayesini yazarın kendi ağzından dinleyelim:”İngiltere’nin Kıbrıs’tan çekilmesinden sonra Ada’nın geleceğinin ve statüsünün nasıl olacağının belirlenmesi için yapılan uluslararası diplomatik müzakerelerin bir sonuca bağlanamaması ve sürünceme de kalması karşısında, Kıbrıs’ daki milli duyguları uyanık Türkler birbirlerine endişe ile soruyorlardı: EOKA karşısında bizimkiler ne yapıyorlar? Uyuyorlar mı? bu haklı sorunun cevabı o zaman verilemezdi. Bizimkiler de uyumuyorlardı. Yapılmakta olanların gizliliği titizlikle korunuyordu ve açıklanması yasaktı. Bu sorunun cevabı yedi yıl süren bir suskunluktan sonra 21 Aralık 1963 yılında verildi. Gerçek şu ki; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti 1958 yılı başında EOKA’ ya karşı TMT (TÜRK MUKAVEMET TEŞKİLATI)’ nın kurulmasına izin vermişti. Teşkilatı kurmayı üstlenen GENEL KURMAY ÖZEL HARP DAİRESİ’ nin uzman subayları da Kıbrıs’ a giderek TMT’ yı kurmuşlardı. İşte görülüyor ki; ASLINDA HİÇ KİMSE UYUMUYORDU .”

Kitabın konusu anlaşılacağı üzere “KIBRIS’ IN KUVVA-İ MİLLİYESİ” TÜRK MUKAVEMET TEŞKİLATI… 1958 yılından günümüze kadar TÜRK MUKAVEMET TEŞKİLATI’ nın kuruluşu, faaliyetleri, yöneticileri.. ve bunun yanısıra TÜRK MUKAVEMET TEŞKİLATINA köstek olan sözümona devlet adamları… BOZKURT kod adlı Albay Mustafa VURUŞKAN liderliğinde teşkilatlanan TMT’ nin destanlaşan mücadelesini zevkle okuyacağınızdan hiç şüphem yok…Kitabı ÜLKÜCÜ HAREKET açısından daha bir önemli kılan husus ise, E. Albay İsmail TANSU’ nun Rahmetli BAŞBUĞUMUZ ALPARSLAN TÜRKEŞ ili ilgili tespitleri ve 1960 yılından bu yana ilk kez açıkladığı önemli gerçekler… Dilerseniz sözü yeniden yazara bırakalım:

TÜRKEŞ’ E KURULUŞUMUZUN TANITIMI

” Türkeş’le daha önceden tanışıyordum. Fakat dostluğumuz TMT ile başlamıştı. O da öteki ihtilalci subaylar gibi teşkilatımızı tanımıyordu. Bir arkadaşım tarafından bana bu haber iletilince hemen harekete geçmeye karar verdim ve bulunduğu makamı gözönünde bulundurarak Türkeş’i ziyaret etmeye karar verdim. ……………… Türkeş anlattıklarım üzerine şaşkınlığını gizleyememiş “şimdi herşey anlaşılıyor” diyerek memnuniyetini dile getirmişti. Türkeş, TMT’nin o günkü gücü ve ulaştığı noktayı öğrenince heyecanını gizleyememiş ve şöyle konuşmuştu : “Biliyormusun Tansu; ben Kıbrıs kökenliyim. Orada doğdum ve liseyi orada okudum. Bu bakımdan orada bir TMT’ nin var oluşundan gurur duydum. sizi ve arkadaşlarınızı içtenlikle kutluyorum.. Şimdi İsmail Bey kardeşim Emret! Halen ihtiyacınız olan hususların bir listesini şimdi bana ver. Gereğini yapacağım. Bundan sonra çalışmalarınız hakkında bana muntazaman bilgi verin. Artık arkanızda bende varım. Kapım size daima açıktır.”

TÜRKEŞ’TEN İLK DESTEK

– Silah sevkiyatına devam edilmesi için cins ve miktarını belirleyeceğiniz silahların tahsisi, Kıbrıs’ta TMT’ na 10 muazzaf subay gönderme planımızın uygulanmasına izin verilmesi.

– Ankara’da ki karargahımız hizmetleri için iki özel otomobil satın alınması.

– Dışişleri Bakanlığı’ndan yeni ödenek tahsisi.

– İlişkide bulunduğumuz Bakanlar ve Genelkurmay Başkanı’nın desteklerine eskiden olduğu gibi devam olunması. Türkeş bu isteklerimizin hepsini sağlamıştı. TMT giderleri için istediğimiz ödeneğin makul bir süre içinde ödenmediğini öğrenmesi üzerine, İhtilal Hükümetinin Dışişleri Bakanı Selim SARPER’ i makamına çağırarak benim yanımda hesap sormuştu. Dışişleri bakanı Türkeş’in karşısında sarsılmış, cevap vermekte zorlanmıştı. Neticede ödenek aynı gün sağlanmıştı. 27 Mayıs 1960′ tan itibaren TSK’ nin, TMT’ na destek verme işini üstlenen Türkeş, TMT’ nin örgütlendirilmesi ve silahlandırılmasının, kesintiye uğramadan devamlılığını sağlayan hizmetleri ile, TMT’ na kanat gerenlerden biri olarak, TMT tarihindeki şerefli yerini alacaktır.”

Kitabın bir bölümünde ise E.Albay İsmail TANSU yıllar sonra tarihi bir gerçeği bakın nasıl açıklıyor:

TÜRKEŞ’E İHTİLAL İHBARCILIĞI SUÇLAMASI VE YILLAR SONRA ORTAYA ÇIKAN GERÇEK

İdeolojik görüş farklılıkları nedeniyle aşırı derece de Türkeş karşıtı olan ve O’nu yazılarında fırsat buldukça ırkçılık ve faşistlikle suçlayan Uğur MUMCU 6 Aralık 1978 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan “TÜRKEŞ VE İHBARCILIK” başlıklı yazısında şöyle diyor:

– Türkeş eski arkadaşı Talat AYDEMİR’ i ihbar etmiş ve Türkeş’ in ihbarcılığı mahkeme kararlarına yansımıştır.

– Türkeş mahkemede, ahiren bir ihtilal olacağı malumatını bir şahıstan aldığını ifade etmiş ve fakat bu şahsın kim olduğunu hiçbir zaman açıklamamıştır. Bu mahkeme kararını hatırlatmamızın nedeni, Türkeş’in gerektiğinde en yakın arkadaşını bile ihbar etmekten kaçınmayan bir yapıda olduğunu sergilemektir.

Bu yazıları ile Ülkücüleri Türkeş’e karşı kışkırtmak istediği anlaşılan sol görüşlü Uğur MUMCU, acaba Talat AYDEMİR’ in başarısızlığına sebep olduğu için mi Türkeş’e bu kadar kızıyor ve kötülüyordu? veya başarılı olsa idi “Tito’nun sosyalizm modelini” uygulamayı düşünen Talat AYDEMİR’ in başarısızlığı karşısında hayal kırıklığına uğradığı için mi 15 yıl sonra hala bu kadar öfkeli idi? Mumcu; bir yandan ihtilal olacağını hükümete duyurdu ve en yakın arkadaşını ele verdi diyerek Türkeş’i en ağır şekilde “ihbarcılık”la suçlarken, öte yandan mahkemede ihtilal olacağını kendisine bildiren şahsın adını hakim ve savcının tüm ısrarlarına rağmen, güç bir durumda bulunduğu halde, açıklamama mertliği göstermesini görmezlikten geliyor. Mumcu’nun bu çelişkili tavrı Türkeş’e biraz haksızlık ve insafsızlık olmuyor mu? Şimdi gelelim Türkeş’in askeri mahkemede adını açıklamadığı şahsın kim olduğuna: Uğur MUMCU keşke sağ olsa idi de aşağıdaki açıklamamı okuyup meraktan kurtulsaydı. Türkeş’in mahkemede ele vermediği ve onunda başını derde sokmadığı şahıs ben idim. Mahkeme sırasında hakimin “ismini açıklamak istemediğiniz şahıs niçin hükümet makamlarına haber vermedi de size haber verdi ?” şeklindeki sorusunu şöyle cevaplamıştı:”Çünkü o arkadaşım bana güveniyordu”

Yukarıda kısa pasajlar vererek tanıtmaya çalıştığım kitabı tüm Ülküdaşlarıma tavsiye ediyorum… Okuyunuz.. okuyunuz ki; gerçekler saklı kalmasın.

Vefa, selam ve dua ile

Visits: 5

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir