AŞİKÂR MAHREMİYET

Hayatımızın her alanına nüfuz eden ve hemen hemen toplumun her kesimi tarafından aktif şekilde kullanılan sosyal medya, istihbarat teşkilatlarından, siyaset kurumuna, organize suç çetelerinden, terör örgütlerine kadar her kurum ve topluluğun dikkatini çekmiştir.

Günlük hayatta otomobilinin camlarına koyu renk film çekecek yahut evlerinin camlarını kalın perdelerle kapatacak kadar hassas olan insanların, oluşturdukları sosyal medya hesaplarında “mahrem” ve “kişiye özel” bilgilerini –bilerek ya da bilmeyerek- paylaşıma açmaları elbette her şeyden önce büyük bir tezat ve aynı zamanda bir kişisel güvenlik sorunudur.

Mesela; sosyal paylaşım ağı Facebook’ta dayısını etiketleyen biri, farkında olmadan anne kızlık soyadını da deşifre etmiş olur ki; bu kimlik avcıları (phishing) için bulunmaz bir nimettir. Gazetecilerin üçüncü sayfası bu ve benzeri basit yöntemlerle yapılan dolandırıcılık haberleriyle doludur. Bir de madalyonun diğer yüzü var ki o çok daha önemli; aile kavramı ve hassaten çocuklarımız.

İşte Semra Aydın AVŞAR, AŞİKAR MAHREMİYET adını verdiği kitabında tam olarak bu konuyu işlemiş ve kendi deyimiyle “Kuşaklar arası mahremiyet algısının farklılaşması sosyal medya üzerinden nasıl okunur?” sorusuna cevaplar aramış. Bunu yaparken de pek çok araştırmacının yaptığı gibi arama motorlarından istifade etmek kolaycılığı yerine, akademik bir disiplinle saha çalışması yaparak İstanbul’un farklı ilçelerinden seçilen sosyal medya kullanıcısı 20 aile (anne, baba, çocuk) ile görüşmüş. Bu görüşmeler neticesinde ebeveynler ile çocukları arasında sosyal medya paylaşımları dikkate alındığında beden, ev, aile mahremiyetine yönelik algılaır ve kaygıları açısından farklılıklar olduğunu gözlemleyerek kitabın henüz başlangıcında aslında en can alıcı tespitini yapmış; “Anne ve babanın özel alan veya mahrem alan olarak tanımlayıp paylaşmadıkları bilgi ve fotoğrafları, çocukları rahatlıkla paylaşabilmektedir.”

Kitap aslında yazarın Yüksek Lisans tezinin özeti ve özete yapılan eklentilerden müteşekkil. Açıkçası okumaya başlamadan önce sıkılabileceğimi düşünmüştüm. Takdir edersiniz ki dipnotu bol eserler genelde sıkıcı olur. Ancak konunun güncelliğinden olsa gerek sıkılmadan okudum.

Kitabı elime aldığımda –yazarını tanımıyor olsaydım- muhtemelen bu çarpıcı adın, iyi bir pazarlama taktiği olduğunu düşünürdüm. Ancak yazarın pazarlama kaygısından çok “Her şey zıddıyla bilinir, karanlık olmazsa ışık bilinmez, lezzetsiz kalır” sözünün ışığında AŞİKAR MAHREMİYET adını seçtiğini sanıyorum.

Zira; sözlükte aşikâr kelimesinin karşısında“besbelli olan, ortada olan, gizli olmayan, apaçık, açık” yazarken, mahremiyet kelimesinin karşısında ise “gizli olma durumu, gizlilik” yazıyor. “İsmiyle müsemma” tabiri daha çok insanlar için kullanılsa da, eseri okuduktan sonra zihnimde bir levha gibi belirdi bu deyim. Öyle ki; kitabı özetleyin deseler bu iki kelimeyle iktifa edebilirim.

Hülasa yazar; kuşaklar arasındaki mahremiyet algısında oluşan değişimi sosyal medya üzerinden okuyarak farklı bir çalışma çıkarmış. Hassaten her ebeveynin ve mümkünse her sosyal medya kullanıcısının kesinlikle okuması gereken bir eser çıkmış ortaya.

Mutlaka okumalısınız.

Visits: 5

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir