KURTLARIN KARDEŞLİĞİ

1995 yılıydı sanırım. 3 Mayıs Türkçülük Bayramı etkinlikleri çerçevesinde MHP Pendik İlçe Teşkilatı’nın tertiplediği bir pikniğe katılmıştım. Sabahın erken saatleri olmasına karşın, piknik alanı hayli kalabalıktı. Bu kalabalığı görünce yine Türkçülük Bayramı etkinlikleri çerçevesinde ertesi gün açılacak olan “Ülkücü Yayınlar” kitap fuarına daha erken gitmeye karar verdim. Zira izdiham olacağını düşünüyor, kalabalıkta kitaplara yeterince vakit ayıramayacağımdan korkuyordum.

Bu düşünce ile ertesi gün sabahın erken saatlerinde düştüm yollara. Bir müddet sonra fuarın kurulacağı Türk Ocağı’nın bahçesine gelmiştim bile.. Gelmiştim gelmesine de fuarda stand açan Ülkücü Yayınevlerinin yetkilileri ile, onlara çay dağıtan görevlilerden gayrı kimsecikler yoktu ortalıkta. Bir yandan “saat daha çok erken, birazdan kalabalıklaşır” diye kendime telkinde bulunurken diğer yandan tanıdıklarla koyu bir sohbete koyulmuştuk. Gün boyu idealist birkaç ülkücüden başka gelen olmadı fuara.. Doğrusu fazla da şaşırtmamıştı bu beni.

Zira üzülerek söyleyelim ki, maalesef okumuyoruz, yazmıyoruz. Belki de bu yüzden gündemi/yöntemi belirleyen olmak yerine, dışımızdakilerin belirledikleri gündeme takılı kalıp, enerjimizi yanlış yerlere kanalize ediyoruz.

Bununla kalsak iyi, okumadığımız yazmadığımız yetmiyor gibi, “bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olup” yazanları, okuyanları kıyasıya tenkit etmekten de geri kalmıyoruz.

Bu satırları neden mi yazıyorum?

Kısa bir süre önce Gazeteci-Yazar Hakan AKPINAR’ ın kaleme aldığı “KURTLARIN KARDEŞLİĞİ” adlı kitap, -bence- hiç hak etmediği olumsuz tenkitler aldı. Kitabı çıktıktan hemen sonra aldım ve okudum. Bir Ülkücü için “Amerika’nın yeniden keşfi”nden başka bir anlam ifade etmez. Ülkücü Hareketin siyasi arenada ki seyrini “çok özet ve kaynaklardan aktarımlarla” 1965′ ten günümüze dek anlatan kitap bizim için çok şey ifade etmese de, Ülkücü Hareketi merak eden, tanımak isteyen insanlar için başucu kitabı olabilecek kalitede bir eser.

Yazar kitabının önsözünde zaten amacını net olarak ortaya koymuş. “Ülkücü hareket üzerine Ülkücülerin ve Ülkücü Hareketin karşısında olanların yazmış olduğu eserler var. Ben tamamen objektif kalarak bu çalışmaya yapmaya gayret ettim…” diyor. Üstelik yazarın bu çalışmayı yaparken çok önemli iki isimden de yardım ve destek aldığını yine kendi satırlarından öğreniyoruz. “Hakkı ÖZNUR” ve “ Servet KABAKLI ”

Her ikisi de Ülkücü Hareket’ in maziden atiye uzanan serüvenini en iyi bilen, yiğit insanlar. Hal böyle iken kitabı okumadan, ne yazdığını bilmeden, sırf yazarın “Hürriyet gazetesinde çalışan bir gazeteci” olmasını, boynuna yafta gibi asarak kitap hakkında peşinen olumsuz hükümlerde bulunmak en nazik ifadeyle “abesle iştigal” olacaktır.

KURTLARIN KARDEŞLİĞİ adlı kitap, Bir Harf Yayınları tarafından basıldı. 360 sayfalık eserde Rahmetli Başbuğumuz Alparslan Türkeş’ in Hindistan Sürgünüyle başlayan fırtınalı yaşantısından kesitler yine Başbuğumuz’ un anlatımlarından istifade edilerek aktarılıyor. CMKP’ den başlayarak MP, MÇP ve MHP ile Ülkü Ocakları başta olmak üzere diğer Ülkücü Kuruluşların kısa bir kronolojik sıralaması da mevcut. Yine bir zamanlar ülke gündemini hayli meşgul eden “KOMANDO KAMPLARI” ve rahmetli Gün SAZAK Bey’ in Gümrük ve Tekel Bakanlığı sırasında yapmış olduğu şerefli mücadele, o günleri yaşayanların anılarıyla tazelenerek anlatılıyor.

Kitapta eleştirilebilecek yönler bulunmasına karşın, dün ülkücü bir sitede gördüğüm “kitapta kızıl elma koalisyonu fikrinin Başbuğa ait olduğu” nu vurgulayan, ifade ve anlatımlara ben rastlamadım. Bu eleştiriyi yönelten yazar Başbuğumuzun MHP kongresinde yazılı metinde olmadığı halde Nazım Hikmet’ in dizelerini neden okuduğunu soranlara verdiği “ bu milli sola uzatılan bir zeytin dalıdır” cevabını referans alarak böyle bir yaklaşımda bulunduğunu düşünüyorum. Bu cümleden hareketle “Başbuğ Kızılelma koalisyonunun fikir babasıdır” gibi bir yargıya varmak ne derece doğrudur onu da sizlerin takdirine bırakıyorum..

Hülasa, KURTLARIN KARDEŞLİĞİ adlı bu eseri tüm Ülküdaşlarıma tavsiye ediyorum. En azından dışarıdan nasıl fotoğraflandığımızı görmemiz açısından yararlı olur diye düşünüyorum.

Son sözü Ozan Arif söylesin…

Acı ama ülküdaşlarım, biz buyuz
Bir eksiğimizde bu bence, okumuyoruz…
Üstelik “ikra” diyen, bir dinin mensubuyuz…
Ülkücü davasını yaşamalı bilmeli
Gelirse iktidara Allah için gelmeli….

Not: Bu yazı 21 Mart 2007 tarihinde kaleme alınmıştır.

Visits: 5

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir