"Enter"a basıp içeriğe geçin

Ay: Ekim 2020

DÜŞÜNÜN BEYNİNİZ ACIMAZ

Bütün islam düşmanları bir araya gelse, 7/24 mesai yapsa, vallahi din alıp din satan hurafe misyoneri ham yobazların bu dine verdikleri zararın yüzde birini veremezler.

Arapça konuşarak, Arapça yazarak, Arapça anlatarak daha dindar olduğunu zanneden bu güruh bilsin ki; Arapça sadece bir dildir. Allah’ın indirdiği ve bizim iman ettiğimizse DİN!

Yeryüzünde bütün insanlar bir şeyler öğrenmek için kitap okurlar. Biz müslümanlar ise Kur’an okumak için öğreniriz.

İnandığımız, iman ettiğimiz dinin kutsal kitabını Allah rızası için ana diliyle okuyup anlamaya çalışan kaç kişi var?

Sarıklı, cüppeli biri açıp ellerini tecvidle ana avrat dümdüz gitse aramızda “Amin!” demeyecek kaç Müslüman var?

AH BE MELİH AMCA

4 ya da 5 yıl önceydi sanırım. Yine her zaman olduğu gibi plansız ve kısa süreli bir tatil için çevirdim kontağı. Sanırım bir bayram tatiliydi. Aklıma ilk gelen yer daha önce de birkaç kez gittiğim Esenköy’dü. Sıkıcı bir yolculuktan sonra öğleye doğru ulaştım Esenköy’e ancak asıl sıkıntının burada başlayacağını hiç hesaba katmamıştım. Zira o küçük ilçe daha önce hiç görmediğim kadar kalabalıktı ve ben henüz kalacak yer bile ayarlamamıştım.

Gördüğüm her kiralık ilanındaki telefon numarasını arayarak yavaş yavaş ilerlemeye başladım ancak boş yer bulmak ne mümkün? Öfke, üzüntü ve biraz da umutsuzlukla Esenköy’ün çıkışına doğru ilerlerken yolun solunda bahçede umarsızca etrafa bakınan yaşlı adamı görünce içimden gelen sese kulak verip arabayı yanaştırdım. Kısa bir selam faslından sonra kiralık yer aradığımı söyleyince önce “Boş yere arama bu bayramda kiralık yer falan bulamazsın. Hem sen hangi akla hizmet yer ayarlamadan çıktın geldin” diye cevap verdi. Artık yüzüm nasıl bir hal aldıysa konuşmama bile fırsat vermeden; “Tamam asma yüzünü benim kiracı birazdan çıkıyor, gel burada kal” diye ilave etti.

Z/AMANSIZ BİR SIZIDIR YÜREĞİMDE

Aylardır uykuya uzak gözlerim.

Kasvetli bir gecenin tenhasındayım. Mağlup bir ordunun yorgun son savaşçıları gibi çekilmeye başlamış karanlıklar. Şafağın kızıllığıyla aydınlanmaya yüz tutmuş dört bir yan.

Dudaklarımda belirsiz sözcükler: “Dayan yüreğim, dayan…”

Tam da sılaya düşmüşken yüreğim, bir yetim çığlığı gibi geceyi yırtan telefonumum sesiyle irkiliyorum. Arayan arkadaşım telaşlı.