"Enter"a basıp içeriğe geçin

Ay: Ekim 2020

SOSYAL MEDYAYI DOĞRU OKUMAK

Kabul edilen en kısa tanımlamaya göre sosyal medya; insanlar arasında erişim, dönüşüm, etkileşim ve bağlantı kurmanın en basit, kolay ve dijital yoludur.

Teknolojinin hayatımızın her anına nüfuz ettiği cağımızda sosyal medya doğru ellerde, doğru şekilde kullanıldığında hayat kurtarıcı bir enstrüman olabileceği gibi, kötü niyetli kişi ve grupların elinde can alıcı bir silaha dönüşebilir.

İYİ Kİ YÂRSIN

Katrandan kara geceler kapaklanınca üzerime ve o zalim yalnızlık kanlım gibi tutunca yakamdan çaresiz sığınıyordum içime.

Ben bana tutsak, ben bana hücre.

Acılarla yoğrulmuş yüreğime merhem olmuyordu türküler. Ne bağlamamla yaptığım hasbihal, ne okumaya çalıştığım o eski kitabın sarı sayfaları ve ne de amaçsız yürüyüşler dindirmiyordu gönül sızımı.

Aklıma bile gelmiyordu yazmak. Sanki vefasız bir sevgiliymiş ve yüreğimi kanatan onun vefasızlığıymış gibi çoktan dönmüştüm sırtımı kalemime. Oysa yazmak yaşamakla eşdeğerdi benim için.

DÜŞÜNÜN BEYNİNİZ ACIMAZ

Bütün islam düşmanları bir araya gelse, 7/24 mesai yapsa, vallahi din alıp din satan hurafe misyoneri ham yobazların bu dine verdikleri zararın yüzde birini veremezler.

Arapça konuşarak, Arapça yazarak, Arapça anlatarak daha dindar olduğunu zanneden bu güruh bilsin ki; Arapça sadece bir dildir. Allah’ın indirdiği ve bizim iman ettiğimizse DİN!

Yeryüzünde bütün insanlar bir şeyler öğrenmek için kitap okurlar. Biz müslümanlar ise Kur’an okumak için öğreniriz.

İnandığımız, iman ettiğimiz dinin kutsal kitabını Allah rızası için ana diliyle okuyup anlamaya çalışan kaç kişi var?

Sarıklı, cüppeli biri açıp ellerini tecvidle ana avrat dümdüz gitse aramızda “Amin!” demeyecek kaç Müslüman var?

AH BE MELİH AMCA

4 ya da 5 yıl önceydi sanırım. Yine her zaman olduğu gibi plansız ve kısa süreli bir tatil için çevirdim kontağı. Sanırım bir bayram tatiliydi. Aklıma ilk gelen yer daha önce de birkaç kez gittiğim Esenköy’dü. Sıkıcı bir yolculuktan sonra öğleye doğru ulaştım Esenköy’e ancak asıl sıkıntının burada başlayacağını hiç hesaba katmamıştım. Zira o küçük ilçe daha önce hiç görmediğim kadar kalabalıktı ve ben henüz kalacak yer bile ayarlamamıştım.

Gördüğüm her kiralık ilanındaki telefon numarasını arayarak yavaş yavaş ilerlemeye başladım ancak boş yer bulmak ne mümkün? Öfke, üzüntü ve biraz da umutsuzlukla Esenköy’ün çıkışına doğru ilerlerken yolun solunda bahçede umarsızca etrafa bakınan yaşlı adamı görünce içimden gelen sese kulak verip arabayı yanaştırdım. Kısa bir selam faslından sonra kiralık yer aradığımı söyleyince önce “Boş yere arama bu bayramda kiralık yer falan bulamazsın. Hem sen hangi akla hizmet yer ayarlamadan çıktın geldin” diye cevap verdi. Artık yüzüm nasıl bir hal aldıysa konuşmama bile fırsat vermeden; “Tamam asma yüzünü benim kiracı birazdan çıkıyor, gel burada kal” diye ilave etti.