"Enter"a basıp içeriğe geçin

EY AŞK

Ey Aşk!..

Bazen eski bir kitabın sararmış sayfaları arasında, bazen katran gibi üzerime çöken gecenin zifir karasında, bazen de yüreğimin kapanmayan yarasında…

Ama hep bir ana ceylanın vurulmuş yavrusuna su aradığı gibi sızımla…
Şiirleri mavzer, heceleri kurşun eyleyen şairler gibi, kalemimle, yazımla…
Ezgileri aşkın narıyla harlandıran ozanlar gibi türkülerimle sazımla..
Seni… yalnız seni aradım..

Ey Aşk !..

Kutlu ülküler uğruna pusatlanmış bahadırlar gibi, sabrımı kuşandım ve sevgimi azık eyleyip düştüm yollara yalın yürek.

Ayaklarım şerha şerha, yürüdüm iklimler boyu. Çile yoldaşım oldu, acılar kelepçem.
Ve işte sevgiliye böyle yazıldı pulsuz dilekçem.

Nice ağıtlar dinledim, nice kitaplar okudum. Hicranımı gecelere ilmik ilmik dokudum.

Bilsen kaç korku kaldırdım tozlu raflara. Bilsen kaç türküyü yetim bıraktım. Oysa ben hep gözden uzak, hep gönülden ıraktım.

Ey Aşk !..

Okun hep beni mi seçer
Nazın tek bana mı geçer

Sona bir adım kala hep başa döndürdün. Umudumu, ışığımı, ferimi söndürdün. Bilsen beni kaç kez öldürdün.
Yaradan aşkına söyle…

Kapında köle kul mu olmadım
Basıp geçtiğin yol mu olmadım
İbrahim oldun göl mü olmadım
Mecnun’a Leyla, çöl mü olmadım
Dilimde ismin, tespih gibi tekrarım
İnandım, idrak ettim işte ikrarım

A cıya
Ş ikayetsiz
K atlanmakmış aşk…

Yaralı gönlümün yoktur gayrı talibi
Anladım, tek sensin bu oyunun galibi
Kendimi de koysam ayağımın altına
Yine de çıkamam omzunun hizasına

26 Aralık, 04:45
Sensizliğin Ertesi

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir