"Enter"a basıp içeriğe geçin

SOSYAL MEDYA VE ADALET

Çoğu zaman tartışan, anlaşamayan insanların muhataplarına “Seni mahkemeye verip sürüm sürüm süründüreceğim” dediklerini duymuşsunuzdur. Peki bu cümlenin üzerine hiç düşündünüz mü? Yani neden “Seni mahkemeye vereceğim, ceza almanı sağlayacağım, adalet yerini bulacak” gibi bir cümle kurmaz da, “Sürüm sürüm süründüreceğim” der insanlar?

Çünkü ülkemizde, bırakın devlet güvenliğini tehdit eden büyük suçlarla ilgili açılan davaları, hukuk sisteminin “adi suç” olarak tanımladığı cinayet, gasp, tecavüz, hırsızlık vb gibi suçlarla ilgili açılan davalar dahi senelerce sürer.
Yani ülkemizde çoğu zaman davalar yılan hikayesine döner. Yargılama safhası gerçekten alınacak cezadan daha da can acıtıcı olabilir. Uzar babam uzar. Yani sürünme fiilinin tam olarak karşılığıdır o merhale. Hatta romanlara, filmlere, şiirlere konu olmuştur bu durum. Allah rahmet etsin Abdürrahim KARAKOÇ o meşhur HAKİM BEĞ şiirinde bakın ne diyor;

Gene tehir etme üç ay öteye
Bu dava dedemden kaldı hâkim beğ.
Otuz yıl da babam düştü ardına
Siz sağ olun, o da öldü hâkim beğ

Kırk yıl önce; yani babam ölünce
Kadılıklar hâkimliğe dönünce
Mirasçılar tarla, takım bölünce
İrezillik beni buldu hâkim beğ

Aslında sistem de bunun farkına varmış olmalı ki bu senenin başında bir çalışma başlatıldı. Adalet bakanlığı 220 soruşturma ve 1457 dava türü ile ilgili adaletin en makul sürede sağlanması amacıyla “hedef süre” uygulamasına geçti. Amaç elbette adalet mekanizmasının hızlı işlemesini sağlamak. Bu yeni uygulamanın başarılı olup olmadığını zaman gösterecek.

Tabi tek sorun davaların uzun sürmesi değil. Bazen öyle haberlere rastlıyoruz ki; aklımız havsalamız almıyor.

Mesela; kamuoyunu çok meşgul ettiği için yazmakta bir beis görmüyorum. Şu baklavacı kardeşlerden bahsediyorum. Muhtemelen o görüntüler olmasaydı yahut sosyal medyada onca etkileşim almasaydı sizce hiç tutuklanırlar mıydı?

Yine bir kaç ay önce Rize’de yaşanan olay. Şu gencecik kızı bayıltana kadar tekmeleyen insan müsveddesinden bahsediyorum. Polis görevini yaptı, yakalayıp adalete teslim etti. Peki sonuç? Denetimli serbestlik verilerek serbest bırakıldı. Sosyal medyada görüntülerin paylaşılması ve yayılmasıyla savcılık karara itiraz etti ve aynı gün şahıs tutuklandı.

Mesela iki gün önce çakarlı ve sirenli lüks aracıyla vatandaşın aracının önünü polisim diyerek kesen ve sonra da sürücüyü bıçaklayan zengin velet sosyal medya baskısı olmasaydı tutuklanır mıydı?

Ha keza geçen hafta Kadıköy’de maskesini takmadığı için bir kıza gözaltı yapmaya çalışan iki polis memurunun açığa alınması da ve sonra ertesi gün göreve iade edilmesi de sosyal medyanın etkisiyle olmadı mı?

Tüm bu garabeti ne ile izah edebiliriz?

Yani bir karar verilirken kamuoyu baskısı mı dikkate alınıyor? O zaman garibanın ve sesini duyuramayanın vay haline.

Konuyu fazla uzatmak istemiyorum ama hazır yeri gelmişken sosyal medyanın gücüne dair de bir iki kelam etmek isterim. “Tek yönlü bilgi paylaşımından, çift taraflı ve eş zamanlı bilgi paylaşımına ulaşılmasını sağlayan medya sistemi” diye tanımlanıyor sosyal medya.

Gücü ve etkisi ise tartışılmaz.

We are social ve Hootsuit tarafından her yıl hazırlanan İnternet ve sosyal medya istatistikleri “Digital 2019 in Turkey” ismiyle yayınlanan istatistiklere göre 2019 yılı itibariyle;

82,4 milyon nüfusa sahip ülkemizde;

Nüfusun %72’sini oluşturan 36 milyon İnternet kullanıcısı

Nüfusun %63’ünü oluşturan 52 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı

Nüfusun %53’ünü oluşturan 44 milyon aktif mobil sosyal medya kullanıcısı

Yine aynı rapora göre Türkiye’de en çok kullanılan sosyal medya platformlarının kullanıcı sayılarına ve cinsiyet dağılımı bu sene ilk defa bu raporda yer aldı. Detaylara geçecek olursak;

Facebook‘un 43 milyon kullanıcı bulunmakta ve erkeklerin daha fazla kullandığı bir platform olduğunu görüyoruz. (Geçen yıla göre Facebook kullanıcı sayısında %2,3’lük azalma yaşanmıştır.)

Instagram’ın 38 milyon kullanıcı bulunmakta ve Facebook gibi yine erkeklerin daha fazla kullandığı bir platform. (Geçen yıla göre Instagram kullanıcı sayısında %2,7’lik artış yaşanmıştır.)

Twitter ülkemizde 9 milyon kullanıcıya sahip ve her 10 kişiden 8’i erkek! (Geçen yıla göre Twitter kullanıcı sayısında %1,9’luk artış yaşanmıştır.)

Sanırım üzerine söz söylemeye gerek yok.

Adaletin tesisi için sosyal medya baskısına ihtiyaç duymayacağımız günlerin gelmesi en büyük dileğimiz elbet diyelim ve Destanlar şairi Niyazi Yıldırım GENÇOSMANOĞLU’nun dizeleriyle noktalayalım;

Ekmek, su, aş bulmak gecikebilir
Temele taş bulmak gecikebilir
Devlete baş bulmak gecikebilir
Adalet gecikmez tez verilmeli..

Sürç-ü lisan ettikse affola.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir