"Enter"a basıp içeriğe geçin

HER ŞEYDE BİR HAYIR VAR

Salı günü iş çıkışı bir arkadaş ziyareti için Çağlayan’daydım. Yorucu bir gün geçirmiştim, muhabbet uzayınca arkadaşımın da ısrarıyla geceyi orada geçirmeye karar verdim.

Size de olur mu bilmem, normalde de uykuyu seven biri değilim ancak başka yerlerde hiç uyuyamam. Gece boyu sağa sola dönüp durdum, sabahı zor ettim. Uyku mahmurluğu ile merdivenlerden inerken köşedeki pastaneden simit ve üçgen peynir alma planları yapıyordum ama her zaman olduğu gibi evdeki hesap çarşıya uymadı. Zira arabam bıraktığım yerde yoktu.Elimde anahtarla kalakaldım öylece. Aklımdan onlarca şey geçti ama en makulü yani çekilmiş olabileceği en son geldi. Bir hafta kadar önce haberlerde ülkedeki tüm acil cağrıların 112 üzerinden alınacağını görmüştüm. Hemen 112’yi aradım, açan kişi 155’e yönlendirdi. Lâ havle çekip 155’i aradım, aracımı park ettiğim sokağı ve plakayı bildirdim. Konuştuğum kişi “Lütfen telefona duyarlı olun birazdan sizi arayıp bilgi verecekler.” deyince teşekkür edip beklemeye başladım. Ama bir yandan da internetten arabamın hangi parka çekildiğini nasıl bulabileceğim konusunda araştırmalar yapmaya başladım. Önce bir SMS numarası buldum ve tarif edildiği şekilde mesaj attım ancak oradan bir dönüş olmadı. Sonra bir web sitesi buldum, sorguladım ama nafile. İçime bir kurt düştü. Arabanın çalındığını falan düşünmeye başladım. Bilirsiniz böylesi anlarda zaman geçmek bilmez, dakika asır olur adeta. Neden sonra İSTMOP (İstanbul Mobil Otopark Projesi) diye bir aplikasyon buldum. Son bir umutla indirdim ve sorguladım. Ve mutlu son.

Arabam Kağıthane’de bir parka çekilmiş. Uygulama harika. Aracın çekilmeden önceki görüntüsü, parka bırakıldıktan sonraki görüntüsü, otoparkın iletişim bilgileri ve yol tarifine tek tuşla ulaşabiliyorsunuz. Kötü bir sürpizle karşılaşmamak için ödeyeceğiniz çekici ve otopark ücreti de net olarak gösteriliyor.

“Allah sevdiği kuluna malını önce kaybettirir sonra buldururmuş.” diyerek biraz meşakkatli de olsa bir saat kadar sonra otoparka ulaştım. Arabayı almam da bir o kadar sürdü. Ancak bu arada bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başladı. O yağmurda yola çıkmayı istemediğim için biraz oturup geçmesini bekledim. Nihayet yağmur azaldığında yola koyuldum ve evin yolunu tuttum. Bu arada telefonuma gelen bildirimlerde ve kimi sosyal medya hesaplarında Anadolu yakasında çok fena dolu yağdığını gördüm. 2018 yılında yaşanan dolu felaketinde arabamın tavanı Türkiye’nin coğrafi haritasına dönmüştü adeta. O boyutta bir şey olacağını düşünmedim hiç. Zira bulunduğum yerde sadece şiddetli yağmur vardı.

Karşıya geçtiğim yağmur dinmiş, güneş bulutların arasından yüzünü göstermişti. Nasıl büyük bir felaketin eşiğinden döndüğümü Bulut’a mama almak için girdiğim dükkanda öğrendim. Dükkan sahibinin söylediğine göre ceviz büyüklüğünde dolu yağmış ve araçlarda büyük hasar oluşmuş.

Yaşadıklarım anlık film şeridi gibi geçti zihnimden. Arabam çekildiği için çok üzülmüş, otoparktan alana kadar oflayıp puflayıp durmuştum. Ama aracım çekilmeseydi kuvvetle muhtemel bu doludan ve haliyle hasardan nasibimi bir kez daha alacaktım.

İçtenlikle geçmiş olsun dileklerimi iletip dükkandan çıkarken aklımda o ayet dönüp durdu; “Sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde ­ hayır vardır. ALLAH bilir, siz bilemezsiniz. (Bakara; 216)”

Hasılı atalarımız boşa söylememiş; hakikaten her şeyde bir hayır var.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir