"Enter"a basıp içeriğe geçin

SEHPALARDA KALDI YÜREĞİM

Bazen z/amansız bir sızı gelir çöreklenir yüreğimin orta yerine. Henüz hayatlarının baharında suçsuz, günahsız sırf denge kurulsun diye “bir sağdan, bir soldan” zulmün sehpalarına yollanan gencecik fidanlar gelir hatırıma.

Büyük bir iman ve metanetle ayaklarının altında duran iskemleyi kendi tekmeleriyle yıkan yiğitler, telkin için gelen imamın gördüğü teslimiyet karşısında iman tazelediği yiğitler.

Tam beş bin fidan yakar yüreğimi tarifsiz ama o zulmün sehpalarında can veren yiğitler ayrı tüter serimde.

İşte onlardan biri, Şehit Mustafa PEHLİVANOĞLU bir yıldırım gibi düştü bugün dimağıma. Aziz ruhuna Fatiha’lar hediye eylemekten başka ne yapabilirim ki?

Ve bir de onu yazabilirim, paylaşabilirim, anlatabilirim, okuyanlardan da Fatiha isteyebilirim diye düşündüm.

Bir yiğit, bir avdet, bir şehit; Mustafa PEHLİVANOLU

Daha 22 yaşındaydı. Cennet ülkemizin fırtınalı günlerden geçtiği o karanlık dönemde o da payına düşeni almış ve düzmece mahkemelerde yargılanak idam cezasına mahkum edilmişti. Mamak askeri Cezaevi’nde yatarken bir fırsatını bularak kaçmayı başardıysa da kısa bir müddet sonra tekrar yakalandı.

12 eylül cuntası tarafından, idam edilmesi için verilen emir, Ankara merkez kapalı Cezaevi’nde yerine getirildi ve sabahın erken saatlerinde asılmak suretiyle şehit edildi. Cenazesi, Ankara Karşıyaka Mezarlığına defnedildi.

Şehadetinden hemen önce kaleme aldığı mektupta anne ve babasına şöyle hitap ediyordu:

Sevgili anneciğim ve babacığım,

Sizler beni bu yaşa kadar büyüttünüz ve yetiştirdiniz. Benim sizlere karşı işlemiş olduğum hataları ve suçlarımı affedin. Hakkınızı helal edin.

Eğer benim günahım varsa Cenab-ı Allah’ın huzurunda çekmeye hazırım. Yok, bir yanlışlık sonucu ölümüme karar verenler, idam edenler Allah’tan bulsunlar. Şunu hiç bir zaman unutmasınlar ki, Mustafa’lar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar. Kellemi verdiğim bu yolun zaferi yakındır. Zafer her zaman Allah’a inananlarındır.

Bunun için hiç üzülmeyin. Cenazemin arkasından ağlamayın, günahtır. Sizden ricam ağlamayın. Anne, sizlerle helalleşmek isterdim, fakat olmadı. Hakkım varsa, hepinize helal olsun, siz de helal edin.

Son olarak, abime, yengeme, yiyenime, bacıma selam eder, haklarını helal etmelerini dilerim. Nişanlıma da selam eder, Cenab-ı Allah’ın mutlu bir yuva kurması-için ona yardımcı olmasını dilerim.

Oğlunuz Mustafa.

Mustafa PEHLİNAOĞLUNUN CEZAEVİNDEN KIZ KARDEŞİNE YAZDIĞI MEKTUP

Bismillahirrahmanirrahim

Kıymetli kardeşim Sevinç

Bacım, hasretle gözlerinden öperim. Nasılsın, iyi misin. Ben çok iyiyim, koç gibi yatıyorum. Ne mutlu ki vatanını, milletini seven, Allah yolunda mücadele için içeri düşen ve yine de yılmayıp Allah için mücadele eden ber abiye sahipsin. Bunun için hiç bir zaman ağlamanızı istemiyorum.

Size, bugüne kadar hiç anlatmadığım bazı şeyler anlatacağım. 10 gün Emniyet Sarayı’nda kaldım. Ceyrana bağladılar, her yerimden falakaya yıktılar. Yetmiyormuş gibi bir de tavana asıp ayaklarımın altında ateş yaktılar. Böyleyken ben ağlamadım ve sabredip her şeyi Cenab-ı Allah’a bıraktım. Sizin de bir daha ağladığınızı duymayacağım tamam mı?

Bize düşmanlık yapan Allah’ından bulur. Bunu unutma. Kimin ne yaptığını çok iyi biliyorum ve onlara istediğim kötülüğü de yaptırırım ama her şeyi Allah’a bırakıyorum. Kimseye kin gütmeyin.

Mustafa PEHLİVANOĞLU

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir