"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Denemeler

BİN ŞÜKÜR

Ömrüm boyunca sadakat ektim, ihanet biçtim. Âb-ı hayat ikram ettim, zehir içtim. Ve bu sevdayla ben tükendim, bittim. Dostun bağından çile derdim, gam derdim. Ben ki; kara kış olmuş gönlüme “artık bahar gelmez” derdim.

Öyle bir zamanda geldin ki sen; sanki yeniden doğdum, yeniden dirildim ben.

“Kul daralmayınca Hızır yetişmezmiş” sözünün idrakine seninle erdim. Ve tam da bu yüzden direnmedim, tereddütsüz gönlümü sana verdim.

YİNE SANA GELDİM EY YÂR

21 Aralık falan değil. Yılın en uzun gecesi dün geceydi. Saatler dolmadı, sabah olmadı bir türlü. Söz bazen şifa, bazen ise öldürücü bir silah olabiliyor. Bunu bir kez daha anladım. Gece yarısına doğru gelen bir mesajla tarumar oldu duygu dünyam.

O birkaç kelime ile gönlümün sırça sarayı başıma yıkıldı adeta. Ve ben nefessiz, çaresiz kaldım enkazında. Biliyorum dışarı atmasam kendimi boğulurdum. O halet-i ruhiye ile geceyi kesen ayaza aldırmadan çıktım dışarı. Buz tutmuştu aracın camları, tıpkı menziline ulaşmadan donan sözlerim gibi. Dışarıyı görebileceğim kadar küçük bir alanı kazıdım elimin tersiyle. Yıldız yıldız küçük kristaller birikti ayağımın ucunda. Aldırmadan bindim araca. Az sonra öfkeli ve çekilmez bir ihtiyar homurtusu gibi tuhaf bir sesle çalıştı otomobil.

AŞK KALEME DEĞİNCE

Gün; vefasız bir sevgili gibi alıp başını gidince, bir ben kalıyorum tenhasında gurbetin.

Kucağımda yıpranmış bir kitap, zihnimde düşünceler, yüreğimde hüzün.

Ve nereye baksam sen varsın, her yerde yüzün.

Dudağımda büyüyor öksüz bir türkü, sarıp sarmalıyor tüm benliğimi: “Gurbet elde bir hâl geldi başıma / Ağlama gözlerim mevlâ kerimdir…”

DEM BU DEMDİR

Uykusuzlukla savaştığım karanlık bir gecenin sonunda, yine sol yanımdaki o sızıyla merhaba diyorum yeni bir güne.

Her zamankinden daha ıssız bu gün. Şehir her zamankinden daha ayaz. Aralıyorum perdeyi korkarak, yüreğimin karasına inat, gördüğüm her yer bembeyaz. Davetsiz bir misafir gibi, sahipsiz bir hüzün çöküyor yüreğimin orta yerine sebepsiz.